Madem ateşimiz var, neden karanlıkta duruyoruz?

Madem ateşimiz var, neden karanlıkta duruyoruz?

HALİL TÜRKDEN
Kısmet Büfesi - 15 Ağustos 2016

 “Heey bre Karacaahmet, kara mezarlık, sana gelmiyorum işte. Var mı bir diyeceğin. Yorgo’nun Meyhanesi’ne gidiyorum, daha çok beklersin!”

1987 yılında Füruzan’ın eserinden televizyona uyarlanmış ve Füruzan’ın senaryosunu yazdığı, Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay’ın başrolleri paylaştıkları, üç bölümlük “Gecenin Öteki Yüzü” dizisinin bir giriş sahnesinde Müşfik Kenter’e ait repliktir. İntihar etmek için deniz kenarına giden Zuhal Olcay’la karşılaşır Kenter ve sigarasını yakmak için ateş ister, Karacaahmet’e haykırışının öncesinde de, “Madem ateşin var, neden karanlıkta duruyorsun,” der Olcay’a… Böylece kadın, hayata bir adım attı. Karacaahmet’e haykıran o adam her yaşta, her koşulda yaşama inadı ve umudu verdi.

1980’li ve 90’lı yıllarda ALF adlı televizyon dizisinde sevimli uzay yaratığı ALF karakterini seslendirdi. Muazzamdı. ALF’in evin kedisi Şanslı’yı Kenter’in sesiyle hipnotize edip, “Artık bir kedi değilsin, sen bir yemeksin,” demesi her yaşta, her koşulda güldürmeyi başardı.

Önce tiyatroya gülen, sonra oynadığı Hamlet rolüyle dünya literatürüne giren, sadece sahnede değil, beyazperdede de izleyenlerini büyüleyen bir sanat insanı. Atıf Yılmaz’ın Hayallerim, Aşkım ve Sen (1987) filminde, “Ben öyle hayali fener gibi dolaşan asilzadelerden çok, hayatın çamurunda yoğrulmuş gerçek insanı sevdim hep vesselam,” repliğini hatırlarım. Kenter, bu repliği akıllara geldikçe, gerçek insanı bulma ve o insan olabilme umudunu verdi.  “İyi bir insan olmazsanız, iyi bir oyuncu olamazsınız,” diye yetiştirdi öğrencilerini.

Çocukken, tiyatrocu olmayı aklından geçirmeyen, “hiçbir şey olmayı aklından geçirmeyen” Kenter, bir röportajında, “Oyunculuğu ciddi bir şaka olarak düşünürüm,” diyor. 1965 yapımı Metin Erksan efsanesi Sevmek Zamanı’nda boyacı Halil’i oynadı, boyamaya girdiği evin duvarında gördüğü kadının resmine aşık olan Halil’i. “Ciddi bir şaka”ydı gerçekten de boyacı Halil’in aşkı.

1981’de Kent Oyuncuları tarafından sergilenen, Murathan Mungan’ın Orhan Veli şiirlerinden kurgulayarak yazdığı tek kişilik oyunda gördük bu defa Kenter’i. Oğuz Aral yönetmenliğiyle eşlik etti ve oyun, Türkiye’de aynı oyuncuyla en uzun süreli sergilenen eserlerden biri oldu. Oyunun Müşfik Kenter sesinden bir de albümü yayınlandı. O albüm ki, çok şeye bağladı, çok şeyi sevdirdi biz ölümlülere… Orhan Veli’yi, şiiri, Garip’i, Boğaziçi’ni, edebiyatı, insanı, karpuzdan fener yapmasını, rakı şişesindeki balığı, “Elifbamın yapraklarında” diye mırıldanmasını, gemileri ve İstanbul’u dinlemeyi…

20’li yaşlarında başladığı sigarayı 60’ında doktorların uyarısıyla bıraktı. Televizyondaki bir kamu spotunda sigaranın zararını anlatıp, benzersiz sesiyle sigaraya karşı insanları, “Derin bir nefes alın ve sigarayı bırakın,” diye uyaran büyük usta, 15 Ağustos 2012’de akciğer kanseri nedeniyle tedavi  gördüğü hastanede gözlerini son kez kapadı. Sesinde Orhan Veli, gözlerinde İstanbul, soluğunda insan olan adamı kaybedeli 4 yıl oldu.

Canlandırdığı, ses verdiği, emeğini işlediği tüm karakterlerde yaşamın en saf haline dokunduğumuzu hissettirdi. Başımızdan iyi bir şey geçtiğini hissettik sayesinde. Bir insanın sesi, hecesi, boğazındaki hırıltısı, kahkahası bu kadar mı sevilir? Sevdirdi. O her koşulda, her yaşta “sevilen insan” oldu.

Müşfik Kenter susmayan sesiyle hâlâ her yaşı güldürüyor, her yaşa “umut” diyor, “diren” diyor. Öyle ya, madem ateşimiz var, neden karanlıkta duruyoruz?

, , , , , , ,