Köpek gibi sevmek…

Köpek gibi sevmek…

İrem Uşar
30 Ekim 2017

Ne uykunun beni, ne de benim uykuyu alıkoymaya hevesli olduğum o gece, tuhaftır ki dalıp gittiğim ânı ayan beyan hatırlıyorum. İnsan uyuyacağı ânın farkında olmaya kalkışırsa, rüyaları ondan kaçarmış.

Şuursuzlukta rastladıklarından hoşnut olmamış ki bedenim, birdenbire uyanıverdim. İçime bir acı batmıştı. Can’ım yanmıştı. Peşi sıra telefonum titredi.

“İyi misin?”

Ablam değil mi, hissetti demek ki.

Değilim.

Yazmadım.

İçine su serpecek bir şeyler tuşlayayım dedim, ama gözüm ekranın güçlü parıltısına hâlâ alışamamıştı. Yalan yanlış bir cümle yazmaya başlamıştım ki, WhatsApp ekranına yeni bir mesaj daha düştü: “Poka birden uyandırdı bizi, kapıya koştu telaşla.” Kaşlarımı çattım, devamını bekledim. “Dışarı çıkardık, belki sıkışmıştır diye. Ama alakası yok! Seni arıyor! Bir kız geçiyordu sana benzeyen, ona doğru koştu. Zor tuttuk.”

“Çevrimiçi” bir boşluk oldu sonra. “Biz de seni merak ettik böylece,” yazdı ablam, en sonunda. Şehir dışındaydım, Poka onlara emanetti.

Doğanın etkileyici bir ânına şahit olduğunda, biraz da hüzünlenirmiş insan. Bir makalede okumuştum. Alabildiğine gökyüzünün altında, küçücük hissettiğinde mesela… Ormanın kalbinde sakin akan nehrin kıyısından su içen kuşu gördüğünde… Sessizlikte öylece durup, ait olamamış bir kaçak gibi izlerken o kuşu, hayranlığın içinden hüzün de geçermiş.

Poka, bir labrador. Hani şu sehpanın çolaklığının müsebbibi, denize girdikten sonra illa gelip yanımda silkelenen, çamurlara batıp kucağıma çıkan, her öğünümün ortağı, horlayan, iç geçiren, ağlayan, kuyruğuyla gülen cinsten… Sevmek kaç bucakmış, ben işte ondan öğrendim.

Bilmiyorum, bir köpek tarafından hiç sevildiniz mi? Böyle bir şansınız olduysa, sevginin aslında bölünmediğini, ama sonsuz kez çoğalabildiğini öğrenirsiniz. Konuşamayan bir canlının gözlerinden, aslında nasıl da sevilmeye layık biri olduğunuzu açık seçik okuduğunuzda mest olur ve o sevgiye layık olmak istersiniz. Gecenin bir vakti, en derin uykusundan uyanıp varlığınızı kontrol eder. Hayatınızın zor dönemlerinde sevgi, ilgi, şefkat naraları atmadan, sakin ve sürekli yanıbaşınızda durur köpeğiniz. Kesintisiz bir aşktır onunki. Kesintisiz… Ne nadir, ne kıymetli. Yaşadıkça bilirsiniz.

An’ların tadını çıkarmayı öğrenirsiniz ondan. Eğlenirken pür neşelenmeyi, beklerken özlemin kendisi olmayı, her günkü yürüyüşlerde çimenlerin çiğini, kaldırım kenarlarından uzanan İstanbul çiçeklerini… Akşam yağmış kara, sabah köpeğinizle ilk siz basarsınız mesela, gece pencerenizden görmediğiniz dolunayı gökte görüp sevinirsiniz…

Ne o mükemmeldir aslında, ne de siz… Oysa birbiriniz için, hiç şüphesiz öylesiniz!

Köpek gibi sevmek ne demekmiş, öğrenirsiniz.

Şansınız yaver gider ve kalbiniz okyanuslara açılırsa bir gün, siz de öyle seversiniz.

, , , , , ,