Bu, “Ağaçtaki”nin kitabı değil!

Bu, “Ağaçtaki”nin kitabı değil!

Pelin Doğan
28 Ağustos 2014

PELİN DOĞAN ARAZ – Hayatın anlamını arayan ilk insanlar ne Pierre Anthon’un arkadaşları ne de kitabın okuru olarak sizsiniz; son da olmayacaksınız. Ağaçtaki öyle bir roman ki, kendinden önceki eserlerin tartışageldiklerini güzel bir öykü etrafında özetliyor ve özümsetiyor.

Felsefe 101

Abdulgani Çıtırıkkaya’nın Türkçesi’nden okuduğumuz, Janne Teller’ın romanı Ağaçtaki,“huzursuz ruh” Pierre Anthon’un “hayat anlamsızdır” iddiasını ortaya, hatta dalına çıktığı ağaçtan okul arkadaşlarının üzerine atmasıyla başlıyor. Bu iddia, kitaptaki diğer kahramanlarımızı, “Hayatın anlamı nedir?” sorusunu sormaya ve cevabını aramaya yönlendiriyor.

Din, bekâret, hayvan sevgisi, insan sevgisi, vatan sevgisi, nesnelerle kurulan ilişkiler ve benzeri bir eksende hayatın anlamını arayan ve sorgulayan kitap, felsefeye giriş niteliğinde. Hatta bu kitabı anlamlandırabilmek için öncelikle temel felsefe disiplinlerine de bir göz atmak gerektiğini söyleyebilirim; çünkü Teller, satır aralarında ve altlarında, çaktırmadan, ciddi felsefi tartışmalar döndürüyor.

İnsan neyle yaşar?

Yine felsefeden devam edersek, bu alanda soru sormanın cevaplar almaktan daha önemli olduğunu hatırlatabiliriz. “Ağaçtaki” Pierre Anthon, romanın başında anlam tartışmasının kıvılcımını tetikleyip, sonrasında ara ara “İnsan neyle yaşar?” sorusunu hatırlatıyor arkadaşlarına; unutmamaları için. Bu romanda kendi hayatınızın anlamını değil, başkalarının hayatlarını neyle anlamlandırdığını okuyacaksınız. Kendi cevabınızı bulabilmek için, bu soruyu kendinize de sormanız gerek. Tabii, kitapta sizinle aynı cevabı vermiş kişiler de olabilir.

Ne ilk ne son

İnsanın varlığını anlamlandırma çabası, insan var olduğundan bu yana süregelmiş olsa gerek. Hayatın anlamını arayan ilk insanlar ne Pierre Anthon’un arkadaşları ne de kitabın okuru olarak sizsiniz; son da olmayacaksınız. Ağaçtaki öyle bir roman ki, kendinden önceki eserlerin tartışageldiklerini güzel bir öykü etrafında özetliyor ve özümsetiyor. Hayatın anlamını daha önceden sorunsallaştırmış ve cevaplar aramış edebi eserlere göz atıp tavsiyede bulunacak olursak, 11. Uluslararası İstanbul Bienali’ne de esin kaynağı olmuş, Bertolt Brecht’in, “İnsan neyle yaşar?” sorusunu sorduğunu Üç Kuruşluk Operası’nı ve/veya Lev Tolstoy’un İnsan Ne ile Yaşar? isimli eserini söyleyebiliriz.

Son olarak

Bana –ve birçoklarına– göre gelmiş geçmiş en önemli felsefecilerden biri olan Theodor W. Adorno, bir defasında, “Eğer hayatın anlamı olsaydı, onda anlam aranmazdı,” demiş. Tabii bu, aramaya inanmayacağımız ve devam etmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Bu nedenle Ağaçtaki’ni okumak daha da önemli hale geliyor; bakarsınız Adorno yanılmıştır, kim bilir? Okuyup görelim.

 

, , , , , , ,