Basında gençlik edebiyatı ve ON8

Basında gençlik edebiyatı ve ON8

ON8
06 Nisan 2012

Idefix‘in çıkardığı Sabit Fikir dergisinde bu ay Yenal Bilgici imzasıyla bir yazı yayımlandı. YENİ DÖNEM GENÇLİK EDEBİYATI: HIZLI VE ÖFKELİ başlığını taşıyan incelemede Bilgici, son dönemdeki gençlik kitaplarınde içkin sertliği ve öfkeyi masaya yatıyor, ON8’e de yazısında genişçe yer veriyor. Şöyle başlıyor Bilgici yazısına:

Dün, edebiyat öğretmenlerinin elimizde görse bomba muamelesi yapacağı kitaplar artık bestseller raflarında. Üstelik yetişkinleri değil doğrudan genç okurları hedef alarak yazılıyorlar. Savaş oyunları, cinsellik, uyuşturucu, terör gibi sert: vampirler ve zombiler gibi fantastik (ve yine sert) konular bu yeni dönemin favorileri.

2011’in eylül ayında 3 kitapla yayın hayatına başlayan ON8 de şu anda gençlik edebiyatında diğer yayınevlerinin uğramadığı bir yoldan ilerleyerek, farklı bir yön ve açı sağlamaya çalışıyor. Manifestosunda yayın politikasını, “‘Genç’ deyip geçilenler, dertli görülüp uzak durulanlar, hatta ‘zor’ diye üzerine gidilmeyenler, korkulup da kenara atılanlar demek…” olarak özetleyen ON8’e Bilgici’nin bakış açısı da şöyle:

Türkiye’de kitaplar çevrilmeye başlansa da, tartışma henüz “bizim çocuk tuhaf bir şeyler okuyor, ama dur bakalım” seviyesinde kaldığı için kafalar karışık; kategoriler eksik. Üstelik yetişkinler “yaklaşan karanlık”tan Batılı akranları kadar şikayetçi değil. Kısacası taşlar yerine yeni yeni oturuyor. Bu işe en çok kafa yoran yayınevlerinden, çocuk ve gençlik kitaplarında uzmanlaşmış Günışığı Kitaplığı, pazardaki bu zorunlu ayrışmayı gördü ve geçen sene bünyesinden genç-yetişkinlere özel yayım yapacak yeni bir marka çıkardı: ON8 Kitap. Yayın Yönetmeni Müren Beykan’ın ON8’in de yayın çerçevesini çizen gençlik edebiyatı tarifi, yaş grubundaki ayrışmayı iyi tanımlamakla kalmıyor, konuları da bir bir sıralıyor: “Gençlik edebiyatı; ilkgençlikten ayrı olarak soyut düşünsel kurgular ve yaşamın sert yüzünü ortaya koyan yapıtların yanı sıra kahramanı genç olan edebiyattır. Ergenin baş etmesi güç konuları işleyen, sert sorunlarla ilgili gerçekçi romanlar: Uyuşturucu, depresyon, ırkçılık, taciz vb.. Yani bir anlamda şiddet içeren sorun edebiyatı da denebilir.”

İntihar Notlarım, Var Mısın? Yok Musun? ve Kırmızı Başlıklı Kız Ağlıyor‘la başlayan ON8 serüveni, 2011 yılında Suçlu ve Bağlantı ile devam etmişti. 2012’nin başında da Canavar‘la okurlarının karşısına çıkan ON8, mart ayında JJ Kim?‘le 7. kitabını yayımlamış oldu. Psikoloji, distopya, suç-suçlu kavramı, macera, gençlik heyecanları, aile içi cinsel taciz konularını kendine eksen alan bu kitaplarla ilgili olarak Bilgici de şu saptamayı yapıyor:

Dışarıda epey ilgi çekmiş genç-yetişkin romanları bize yeni yeni geliyor. ON8’in geçtiğimiz yıl yayımladığı M. T. Anderson imzalı Bağlantı (The Feed) da bunlardan biri. Kitabın dünyasında artık öyle akıllı telefonlarla, dizüstü bilgisayarlarla uğraşılmıyor, insanlar internete “kafadan bağlı.” Bağlantıyı kuran çipler daha doğar doğmaz bebeklerin beynine yerleştiriliyor. Kullanım kolaylığı gibi durabilir ama “özel hayat” meselesi bu yolla, geçmişten kalan tuhaf bir hatıra gibi kalıyor. Bir hükümet, bir şirket, sonra bir şirket daha, haydi yine hükümet derken, beyinler yol geçen hanına dönüyor. Genç Titus’un macerası da bir gün bu çipin beyninden çıkarılmasıyla, yani hiç alışık olmadığı bir ıssızlık duygusuyla başlıyor.

Buraya kadar distopyalarla geldik. Türkçeye yabancı dillerden devşirilen genç-yetişkin kitapları da ağırlıkla bu konuların içinden çıkıyor. Ama değişim zamanının geldiğini düşünenler de var. ON8’in portföyü bu konuda cesur görünüyor. Mesela Alman yazar Beate Teresa Hanika‘nın Kırmızı Başlıklı Kız Ağlıyor isimli romanı… Kitabın kahramanı Malvina’nın ciddi bir sorunu var. Küçük yaştan beri büyükbabasının tacizine uğruyor ve bunu çevresinde güvendiği herkese anlatmaya çalışıyor. Bıkmadan… Ama kimse dinlemiyor.

Yine ON8’in yayımladığı, ABD’li Michael Thomas Ford imzalı İntihar Notlarım‘ın 15 yaşındaki kahramanı Jeff ise intihar girişiminden sonra, bir psikiyatri kliniğinde uyanıyor. Fikir vermesi için, işte kitaptan bir pasaj: “İdam mahkumlarını, daha sonra öldürebilmek için ölümü beklerken canlı tutuyorlar. Mahkumları, zamanı geldiğinde yargılayabilmek için, intihar etmesinler diye gözetim altında tutuyorlar. Hiç anlamlı değil. Birini ölüme mahkum etmek doğal ama insanların bunu kendilerinin yapması değil, öyle mi? Size ne düşündüğümü söyleyeyim: Kendinizi öldürmeye çalıştığınızda insanlar sinirleniyorlar; çünkü bu, onların sizin hayatınızı birazcık bile kontrol edebilmesini engelliyor.”

Yazısının bir yerinde, daha önce ABD’de çıkan bir tartışmaya atıfta bulunan Bilgici, gençlerin ve elbette okurların bu yazıya ve zihniyete verdiği yanıtı da okurlarına anımsatıyor:

Gençler ne okumalı? ABD’nin muhafazakar gazetesi Wall Street Journal’da yayımlanan, çocuk edebiyatı eleştirmeni Meghan Cox Gurdon imzalı bir makale bu soruyu şöyle yanıtlanıyordu: “Hiç değilse, bugün genç-yetişkin edebiyatı diye adlandırılan türü okumamalılar. Çünkü bu kitaplar şiddet, istismar ve ahlaksızlıkla dolu.” Makale epey gürültü kopardı. Normalde Journal’ı okumayan gençler bile eleştiriyi eleştirmek için gazetenin web sayfasına hücum etti. İçlerinden birisi Gurdon’a şu sözlerle yükleniyordu: “Siz gençlerin, onları okumaktan nefret ettirecek kitaplar okumasını istiyorsunuz. Kusura bakmayın ama, gençlerin sürekli on yaşında gibi davrandığı hikayeler bize uygun değil. Ne düzgün bir tema var ne de bir büyüme hikayesi. Herkes sonsuza kadar toy kalıyor. Gençler, gerçek dünyada yaşıyor. Ebeveynler bunu görmek istemiyor ama hızlı da büyüyorlar. Genç-yetişkin edebiyatı bu yüzden ilgimizi çekiyor.”

Gençlik edebiyatı daha çok gençlerin sahiplendiği, yetişkinlerin onlara “okuyacaksın” dediği kitapları değil de kendi seçtikleri kitapları okumaları gerektiği bir alanı işaret ediyor. ON8, manifestosunda bunu şu şekilde özetlemişti: “Olay şu ki, artık ne bir okul var tepemizde bizim için kitap seçen, ne de bir sistem ‘onu oku, bunu okuma’ diyen. Varsa bile hâlâ, tek başına her şeyi belirlemeyen, belirleyemeyen. Çünkü edebiyat okuruyuz artık, kendi kararını kendi veren.”

Şu anda gençlik edebiyatının bulunduğu durum güllük gülistanlık mı peki? Elbette hayır. Dikenlerin arasındaki bahçede gezinmeye çalışan birçok yayınevi ve okur, aynı sorunlarla baş etmek zorunda kalıyolar. Bu ille edebiyatla ilgili sorunlar anlamına gelmiyor, Türkiye’de gitgide daralan özgür yaşam alanına da bulaşıyor. Gençler, özgür bir birey olmak yerine, dindar olunması amaçlanan birer proje hâline dönüyor/dönüştürülüyor iktidar/yetişkinler tarafından. Bilgici, yazısında buna da değiniyor:

Çirkinler serisi yazarı Scott Westerfeld, ABD’nin etkili liberal gazetesi New York Times’da yayımlanan bir makalesinde, sorunun esasında yetişkinlerin gençlere yaklaşımından kaynaklandığını öne sürüyor: “Gençler, zaten yetişkinlere yakın problemlerle boğuşuyor. İş, okul, üniversite başvuruları… Ama yetişkinlerle eşit derecede saygı görmüyorlar. Çalışmaları teşvik ediliyor ama uyduruk işlerde çalıştırılıyorlar; paralarını harcamaya gittiklerinde gözler üzerlerine çevriliyor; onlara potansiyel hırsızlarmış gibi davranılıyor. Okullar da zaten zor yerler. Kıyafet zorunluluğu var; ifade özgürlüğü az… Gençler orada sürekli gözetim altında. Zil sesiyle kalkıp zil sesiyle oturuyorlar. Karanlık gelecek romanları onlara hitap etmesin de kime etsin?”

İşler Türkiye’den bakınca da sert ve karanlık… ON8’in Yayın Yönetmeni Müren Beykan, Türkiye’deki ortamın gençler açısından ciddi sorunlar ürettiğini, çocuk evliliklerinin, aile içi şiddetin, tacizin, intiharın bu ülkenin gerçeği olduğunu söylerken, edebiyatın bir nebze destek sunabileceğine inanıyor: “Modern Türkiye çocuklar, kadınlar, cinsel tercihi farklı olanlar, bambaşka düşünenler, şablona uymayanlar, inancı genel kabuller dışında kalanlar, yaşamı genel doğrulardan aykırı algılayanlar için bir tabut adeta.” Beykan’a göre, acı, şiddet ve tutkuyu içeren bu hikayeler mutlaka okunmalı.

Şu anda çeviri kitaplarla dönen gençlik edebiyatında yerli bir gençlik edebiyatı algısının ve üretiminin olup olmayacağını önümüzdeki süreç gösterecek. Elbette bu sektörün başarısı da yazarları, bu alanda üretim vermeye kışkırtacak, belki zorlayacak. Bilgici, bu alanda ürün vermek isteyenler için bir de küçük not bırakıyor yazısının sonuna. Biz de yazımızı, Bilgici’nin bu notuyla bitirelim:

Faydası dokunacaksa, bir küçük destek de biz atalım. İyi bir genç-yetişkin romanını nasıl yazmalısınız? Cevabı bu türde eserler veren bir yazar, Erin Kelly versin: “Geçmişinizden bir dönemi bütün ayrıntılarıyla hatırlamalısınız; okul koridorlarından spor ayakkabılarınızın zeminde çıkarttığı sese kadar… Ergen olmak nasıl hissettiriyordu, hatırlamalısınız. Birey olma mücadelesi nasıl bir şeydi; ebeveynlerinizi hem sevmek hem de onlardan nefret etmek, sosyal tabakalar arasında kendinize bir yön bulmaya çalışmak nasıldı, hatırlamalısınız. Sadece hatırlamak da yetmez, genç okuru ikna edecek ve özdeşleşmesini sağlayacak bir ton da bulmalısınız.”

, , , , , , , , , , , , , , ,