Örümcek

Resim: The Annunciation, Henry Ossawa Tanner

Örümcek

NESLİHAN ÖNDEROĞLU
Cin Atı - 13 Aralık 2016

Yatağın ayakucuna ilişip gözünü odada gezdirdi. Duvarlar sığ bir suyu andıran yeşile boyanmış. Oturduğu yatağın üstüne simli bir yatak örtüsü sermiş, üstüne neredeyse yarısına gelene kadar süslü yastıklar dizmişler. “Gelin yatağı hazırladık,” dedi, içerdeki kadınlardan biri. “Yastıklarla örtüyü sandığın üstüne kaldırırsın.”

Duvarın önünde bir sandık, yanında üç kapılı bir dolap, bir kapısı hafif açık kalmış. Raflara tıka basa doldurulmuş rengârenk giysiler sanki orada zorla duruyor da, biri gelip onları kurtarsın diye bekliyor.

Kalkıp önce yastıkları topladı, sonra yatak örtüsünü katlayıp sandığın üstüne yerleştirdi. Gözucuyla, dolabın açık kapağından içeri, giysilere baktı. Hiçbiri tanıdık değil.

Kendi eşyaları nerede? Onlar da bu dolabın içinde bir yerde olmalı. Belki yarın uyandığında ilk iş her şeyi boşaltıp, renklerine, biçimlerine göre katlar, yeniden yerleştirir. Bu oda artık onların odası. Kocasıyla onun. Kocası. Yüksek sesle söyledi bunu.

“Kocam!”

Kendi sesinden utanıp, başını öne eğdi. Geri dönüp yeniden yatağa oturdu.

Gelinlik niyetine giydiği, bileklerine kadar inen beyaz dantel elbisesi oturduğu zaman ayaklarını açığa çıkaracak kadar yukarı toplandı. İki kınalı ayağını üst üste koydu, ısıtmak ister gibi birbirine sürttü.

Dolabın öbür yanında eski bir harita asılı. Çerçevelenmiş bir harita. Haritanın önüne gitti, şehirlerin isimlerine baktı. En sağda doğduğu, büyüdüğü şehri buldu, sonra camın üstünde sola, denize doğru kaydırdı işaretparmağını. Parmak gelip tam denizin kıyısında, yeşille mavinin birleştiği bir yerde durdu. Geldiği yol bu mu? Demek, bir uçtan bir uca bütün bir memleketi geçmişler.

Buraya gelirlerken, arabanın arka koltuğunda hiç konuşmadan oturup dışarıya bakmıştı. Uzun, upuzun saatlerin geçmesini, gündüzün geceye bağlanmasını, yılan gibi kıvrılan yolların bitmesini beklemişti. Sonunda başı öne düştü, derin bir uykuya teslim oldu. Bir el omuzuna dokundu.

“Yeni evine hoş geldin,” dedi, onu babasından isteyen yaşlı kadın. Siyah, fermuarlı çantasını alıp arabadan inerken, neredeyse ağlayacakmış gibi baktı kaynanasının yüzüne.

Beline bağlı kırmızı kurdelenin ucuyla oynadı. Dışarıdan neşeli bir müzikle erkek kahkahaları geliyor. Bahçede büyük bir masa kurmuşlar. Kadınlı erkekli yemek yediler, halay çektiler, oynadılar. Sonunda kadınlar birer ikişer ortadan çekildi, yalnızca masaya hizmet edenler kaldı geride. Kaynanası, kolundan tutup bu odaya soktu onu.

“Hadi kızım,” dedi. “Hasan da birazdan gelir. Sakın korkma.”

Tavandan aşağı sarkan ağından kurtulup duvarda yürüyen bir örümcek gördü. Ne yapacağını bilemedi. Öldürse mi, bir şeyle tutup camdan dışarı mı atsa, kocası gelene kadar beklese mi, karar veremedi. Örümcek önce beyaza boyalı dolabın üstüne düştü, oradan da açık kapaktan içeri dalarak kayboldu.

Biraz sonra odanın kapısı açıldı ve kocası, alkol kokusu ve kanlanmış, uykulu gözleriyle kapıda bir an durup onu seyretti.

“Sıkıldın mı güvercinim?”

“Yok,” dedi, gözlerini dolaptan ayırmadan.

Adam geldi, tam yanına oturdu, kolunu omuzuna dolayıp kendine doğru çekti onu. Koku çoğaldı.

“Korkma, bugün dokunmayacağım sana,” dedi dili dolanarak. “Zaten istesem de bir şey yapamam. Çok uykum var. Hadi, kalk da geceliğini giy, uyuyalım.”

Böyle deyip kendini arkaya attı ve gözlerini kapadı.

Neden sonra yerinden kalkmaya cesaret etti. Geceliğini bulup almaya, dolabın önüne gitti.

“Hasan Abi,” dedi ürkek bir sesle. “Az evvel dolaba bir örümcek girdi. Önce onu bulup atsan?”

Yatağın üstünden, “Ne abisi kız!” diye belli belirsiz bir ses ve arkasından gürültülü bir horlama duyuldu.

Çaresiz, yatağa geri döndü, üstündekini çıkarmadan, yanındaki iri gövdeyi az kenara itmeye çalışarak yanına kıvrıldı. Şimdi ortalık tamamen durulmuş, biraz önceki tantana yerini kederli bir sessizliğe bırakmıştı. Sanki bütün bunların hiçbiri, hiçbir zaman olmamış ya da kendi başına gelmemiş gibi düşünmeye zorladı kendini. Pencereden vuran ay ışığında duvardaki haritanın camı bir yıldız gibi parlayıp söndü. Ağlamaya başladı.

, , , , , ,