Kitap Blogları Kongresi

Kitap Blogları Kongresi

Ali Ünal
05 Ocak 2012

Türkiye’de kitap bloglarıyla yayınevleri arasındaki ilişkiye kitap bloglarının gözlüğünden yaklaşmıştık. Tartışmanın diğer tarafında bulunan yayınevlerinden de geçen hafta itibariyle görüş istendi, ancak Siren Yayınları haricinde şu âna kadar yayınevlerinden bu konuda bir yanıt gelmedi. Biz beklemeye devam ederken, Amerika’da kitap bloglarının ve yayınevlerinin birlikte nasıl çalıştıklarına, geçen yazıdaki olumsuz durumun bir karşıtı olarak olumlu bir etkinliği tanıtarak bakmaya devam edelim: Kitap Blogları Kongresi (Book Blogger Convention – BBC).

İlki 2010 yılında, Amerika’nın en büyük kitap fuarı BookExpo’nın çatısı altında düzenlenen Kitap Blogları Konferansı, 2012 yılında üçüncü buluşmasını gerçekleştirecek. 2010 yılında Hey Lady! Whatcha Readin’? ve Book Lady’s Blog sitelerinin sahipleri Collins ve Schinsky’nin öncülük ettiği altı blog sahibi, internette konuşmaktansa biraraya gelip blogları tartışmanın iyi olacağına karar verdiler. Baktılar bu iş böyle olmuyor, blog yazmak konusunda ciddi ciddi bir organizasyon yapabileceklerini fark ettiler. Nihayetinde “read. blog. learn.” (oku. blog yaz. öğren.) sloganıyla ilk kongrelerini, 2010 Mayıs ayında gerçekleştirdiler. Dünyanın en önemli ve büyük yayınevlerinin, ajanslarının, kitapçılarının ve kütüphanecilerinin katıldığı 20.000’den fazla katılımlı BookExpo fuarında, yayıncılarla birlikte blogları ve kitap bloglarının geleceğini konuştular.

5 farklı ülkeden 100’den fazla blog yazarının katıldığı geçen yılki kongrede, Kitap Bloglarının Keşfedilmeyi Bekleyen Bölgeleri, Yayınevleriyle Buluşma, Keşfedilmemiş Bir Alanda Blog Yazmak, Blog Teknolojisi ve Blog Yazmaın Zorlukları başlıklı konferanslar düzenlendi. Yayınevleriyle blogları buluşturan ikinci konferansa, HarperCollins, Online, Unbridled, Hachette, Harper Teen ve Random House gibi önemli yayınevleri katıldı.

Ortak amaçları ve ortak tutkuları kitap olan, yaşları 25-35 arasında değişen bu blog sahiplerinin biraraya gelmesiyle oluşan ve önümüzdeki yıllarda çok daha kapsayıcı olacağını tahmin ettiğim bu kongre, sadece blog sahiplerini tarafından değil yayınevleri tarafından da benimsendi. HarperCollins’in başkan yardımcısı Jennifer Hart, “Yayıncılığın el değmemiş her alanı için neredeyse bir kitap blogu görebiliyorsunuz,” diyor. “Edebiyattan genç kitaplara, bilim-kurgudan yemek kitaplarına kadar her şey. Bu da yayınevlerine müthiş bir olanak sağlıyor. Türü ne olursa olsun, her kitabımız için bir okur kitlesine erişebiliyoruz.”

Avukattan ev hanımına, klinik psikolojiden askere kadar birçok farklı blog sahibini biraraya getiren bu kongrenin, Amerika’da kitap blogları ve yayınevleri arasındaki ilişkiyi daha sık örgülü bir şekle büründürdüğü kesin. Peki, bu örgünün sıklığını ölçebiliyor muyuz? Televizyon programlarını düşündüğümüzde, rating denilen ölçüm birimi sayesinde bir programın ya da kanalın ne kadar kişiye eriştiğini tahmin edebiliyorsunuz, ancak internet siteleri için ve özellikle kitap blogları için böyle net verilere erişmek pek mümkün değil. Her blog, kendi istatistik bilgilerini tutsa da, genel anlamda trafiği ortaya koyacak bir araçtan mahrumuz. Alexa.com sitesi, bu alanda bir açığı kapatıyor gibi görünse de, henüz net rakamlara erişemiyorsunuz. Amerika’daki kitap bloglarının günde ortalama 5.000 ziyaretçi aldığı söyleniyor ve bunun 1.000 kadarı da tek başına Book Lady’s Blog’a ait.

“Blog sahibi demek aynı zamanda okur demek,” diye devam ediyor Hart, bir yazarın kitabının blogda görünmesindense TV’de görünmesinin çok çok daha fazla kişiye eriştiğini bilerek. “Bu blog sahiplerinin bir yıl içinde aldıkları ya da baktıkları, sonra da okuyup inceledikleri kitapların sayısını düşündüğümüzde, onların en çok önem vermemiz gereken okurlar olduğu sonucuna ulaşıyoruz.” Elbette yayınevleri de her bloga bu şekilde yaklaşmıyor. Kitap ya da tanıtım metni gönderdiği kitap bloglarının da belli bir erişime sahip olmasını istiyor. “Blogların, belli bir erişim oranına sahip olmalarını istiyoruz,” diyor Hart. Geçen yazımızda tartışmaya açtığımız o netameli mektubun da bir amacı aslında Hart’ın söylemeye çalıştığı ölçüte erişmekti. Yayınevleri de, bu kitap blogları enflasyonunda kendilerini korumaya alma çabası içine girişiyorlar.

Peki, bu hareketlenmenin yazarlar açısından anlamı ne? Bir yazar, kitabının bir blog tarafından alınıp incelenmesine nasıl bakıyor? Burada çıkan bir incelemenin, ister olumlu ister olumsuz olsun, kitabının satışına katkı sağladığını düşünüyor mu? Mullholland yayınevinden Parker, “The Heretic’s Daughter” adlı ilk romanıyla edebiyat dünyasına giren Kathleen Kent’in, bloglar arasının çok iyi olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Bloglar sayesinde çok ciddi bir okur kitlesine erişti.”

“Bugüne kadar, söyleyecek pek bir şeyi olmayan bu kadar çok insan, çok az kişiye bu kadar çok şey söylememişti,” mottosuyla biraz da aşağılanan blog dünyası, çoğunluğu nedense kadınların oluşturduğu kitap bloglarıyla bu önyargıyı Amerika’da yıkıyor. Üçüncüsünü 2012 yılında yine BookExpo kanatlarının altında haziran ayında gerçekleştirecekleri kongrenin konferans konularının hazırlığı şimdiden başlanmış durumda. Tişört ve çanta bile bastırmışlar! Ezgisini ve tonunu gittikçe değiştirip artıran bu önemli müzik, etkilerini de büyük bir hızla gösterecektir elbette. Türkiye’de de, niceliği farklı olsa da nitelik açısından ABD’deki blogları aratmayacak bir adanmışlık söz konusu. Bu potansiyeli görüp kendi yayıncılık algısında bambaşka bir yola girmeyi düşünen yayınevleri ve okuma alışkanlıklarını gözden geçirecek okurlar olacak mı, önümüzdeki süreçte göreceğiz. Türkiyeli okurlar, bu blogların değerini gayet iyi anlıyor. Blog sahipleri de kendi bloglarının değerini biliyor. Sac ayağını tamamlayacak yayınevlerinin de bu durumda kendilerinden beklenen sesi çıkarmaya hevesli olmalarını diliyor gönül.

, , , , , , , , , , , , , , , ,