Çıplaklar

Hayatla çıplak temas… hem çok güzel, hem çok acıtıcı

“Yaşın ilerledikçe, giyinmeye başlarsın. Giderek daha fazla tabaka edinirsin, bunlar seni duyarsız kılar. Bütün toplum çıplak kalsaydı, önce birbirimizi kucaklar, sonra da toplu harakiri yapardık.” “Kendini çıplak hissetmiyor musun artık?” Babası yavaşça ve üzgün bir ifadeyle başını iki yana sallıyor. “Belki de o kadar çok tabakam yoktur, ama doğrudan temas benim için bir mucize olurdu.” “Yani bütün bunlar… şimdi yaşadıklarım… geçecek mi?” “Büyük ihtimalle evet. Maalesef.”

Çıplaklık dediğin nedir? Giysisizlik mi? Alenilik mi? Gençlik mi? Ayıp mı?.. Giysilerimizden boşanmak, çıplaklığın tek hali mi? Kumaşlara sarındığımız anda geçiyor mu çıplaklığımız? Hayat bizi tüm gerçekleriyle çevreler, toplumun gözünde tanımlar, kurallarıyla kısıtlar, normlarıyla biçimler, sistemleriyle düzenler, tenimize nüfuz etmeye çabalarken, mücadeleye çırçıplak girişmek midir zor olan, katman katman, zırh zırh giyinmek mi? Peki ya geçince çıplaklığımız; sona erer mi üşümemiz?

Kendin olmak, tenine temas eden hayata karşı ne kadar giyineceğini keşfetmekten, bu hayatın içinde kendini bulmaktan geçer. Belki bulanık bir nehirde, yakınlaşamadığın bedenlerde, yaşama pamuk ipliğiyle bağlı bir dostun varlığında, özüne erişemediğin bir rüyadan uyandığında ya da kendine çizdiğin sınırların ötesine baktığında… Çek yazar Iva Procházková, ergenliğin kaçınılmaz “çıplaklığını” ve hayatın yakıcı “soğuğunu”, Berlinli beş gencin kesişen yaşamları üzerinden anlatıyor.

, , , , , , , ,
Ciplaklar kpk 1bsk
120 x 180 mm
İthal kitap kâğıdı
328  Sayfa
1. Baskı: Mayıs 2014
ISBN      978-605-4603-81-7

Iva Procházková

1953’te Çekoslovakya (bugün Çek Cumhuriyeti), Olmütz’de doğan Iva Procházková, üç yaşında ailesiyle Prag’a taşındı. Babasının Çekoslovak Komünist Partisi için yazdığı politik bir kitap yüzünden üniversiteye kabul edilmedi ve temizlik işçiliği de dahil çeşitli işlerde çalıştı. … Devamı için tıklayın...
Share
Share