Veda ve Karşılama

Veda ve Karşılama

IRMAK ZİLELİ
Bozuk Saat - 01 Ocak 2018

Dün gece meydan, kimsenin nabzını duymama izin vermeyecek kadar kalabalıktı. Ses ve duygu dalgaları birbirine karışıyordu. Çılgın bir veda gecesiydi. 2017 yılından kurtulduğu ve yeni bir yıla merhaba dediği için insanların neden bu denli heyecan duyduğunu anlayamadım. Hep aynı döngü. Gelecek yıl bu zamanlarda beklentilerimizi karşılamadığı için bu kez 2018’e kızıp, 2019’a umut bağlayacağız.

Bir yılı tükettiğimizde, bir bakıma onunla işimiz bittiğinde, suratına bile bakmak istemiyoruz. Miadını doldurmuş ilişkiler olur hani. Artık iki tarafın da birbirinden alacağı kalmamıştır. İlişki kendi kendini yiyip bitirir zamanla. Yine de içten içe biliriz ki, birlikte oluşturulan o geçmiş kıymetlidir. Kimileri bu ortak geçmişe karşı vefa duygusunu yitirmez. Ona hürmeten karşısındakine hoyrat davranmaktan kaçınır; hınçlanmaz. Yasını tutmak gerekir çünkü ilişkinin. Verilmiş emeklerimiz vardır. Onları yok sayamayız. Bazıları ise kurban rolünü oynamayı tercih eder. Biten ilişkinin ardından, övgüleri kendine alır, şikayetlerini O’na iletir. Belki bu şekilde veda etmek kolay geldiğinden, belki sorumluluk almak istemediğinden, bilmiyorum.

Kayıp giden yıllarla ilişkimiz de böyle işte. Yaşanan zamanın oluşumunda hiçbir dahlimiz yokmuş; türlü olumsuzluk “başımıza gelmiş”; zamanın öznesi değil kurbanıymışız gibi davranıyoruz. Kendimiz, eşimiz dostumuz, bütün toplum, bu dünyada nefes alıp veren herkes, 2017’yi birlikte 2017 yaptık oysa. Geçen 1 Ocak gününde sorsalar, 2017 bir bebek kadar masumdu. Boş bir kâğıttan farksızdı gözümüzde. Sonra bu 365 günü beraberce ve kendi ellerimizle doldurduk. Şimdiyse 2017’nin ayrı bir kişiliği, hür iradesi varmış gibi kızıyoruz ona.

Bir yıl önce bugün, 2016’ya yaptık aynı muameleyi ve 2017’den beklentilerimizi dile getirdik. Kâğıtlara yazdık, dualar ettik, ağaçlara ipler bağladık; bu yıl her şey çok farklı olsundu. Kişisel ya da toplumsal hayata ilişkin temennilerimizi gerçekleştirecek olanın kim olduğu üzerine pek kafa yormamış olmalıyız ki, bugün 2017’ye veda ederken, hatalarımızla yüzleşmek yerine 2017’den soruyoruz hesabı. “Aman ne kötü yıldın sen!” diyoruz hınçla. “İstediğimiz hiçbir şeyi vermedin. Gözümüz görmesin seni. Biz ne yapacaksak bu yeni yılla yaparız. Sen lazım değilsin bize. İstemez!”

Bugün 1 Ocak 2018. Geride bıraktığımız zamana sırtımızı dönüp tüm umutlarımızı yeni yıla bağlayacağımız kutlu gün. Bir yıl daha öldü, yaşasın yeni yıl! İyi de, bu gidişle neyi, nasıl değiştirebiliriz ki? Her yılın bir öncekinin benzeri, her ilişkinin eskinin tekrarı olmaması için ne yapmalı?

Bu sabah meydanda sokak hayvanlarından ve evsizlerden başka kimsecikler yok. Onlar için yeni bir yıla girilmedi. Hep aynı zamanı yaşıyor gibiler. Şu evsiz adam, çöplükten yemek artığı topluyor mesela. Dün geceden kalanları. Ayaklarının dibinde onu bekleyen köpek de her zamankinden bir parça daha umutlu, o kadar; çöp kutusu yeni yıl kutlamalarının taşkınlığıyla dolmuş.

Biraz sonra kestaneci gelip duvarın üstüne tünüyor. İşlerin kesat olacağının belli olduğu böyle bir günde ne demeye işe çıktı, anlaşılır şey değil. Kestanelerden birini alıp ufalamaya başlıyor. Az sonra bir serçe konuyor öteye. Adam, kuşun önüne bırakıyor avucundakini. Serçe el hareketinden ürküp havalanıyor önce. Fakat sonra yanında bir arkadaşıyla geri dönüyor. Kestane kırıntılarından bir iki tane kapıp havalanıyorlar tekrar. Böyle, gide gele bitiriyorlar kestaneyi.

Az sonra, bir grup kadın ellerinde torbalarla meydana giriyor. Soğuğa rağmen neşeliler. Bir yandan laf atıyorlar birbirlerine, bir yandan da torbaların içine daldırdıkları küreklerle mama dağıtıyorlar kedilere. Kestane arabasının sıcağına sığınmış kediler, kadınların peşi sıra koşturuyor bu kez. Meydan gitgide hareketleniyor. Şehir uyanıyor.

Evsizin yanındaki köpek havlayınca o tarafa dönüyorum. Birkaç metre ötede gençler görüyorum, bana doğru geliyorlar. Onları tanıyorum. Kış aylarında her sabah evsizlere çorba dağıtan çocuklar bunlar. Böyle bir günde bile yollara düşecekleri gelmezdi aklıma.

Meydan hareketlendikçe güzelleşiyor. Artık nabızları duyabiliyorum. 2017’ye kızan yok aralarında. 2017’de de buradaydı onlar, 2018’de de olacaklar. Yakınmadan, söylenmeden, şikâyet etmeden, kendilerine acımadan… Belki 2017’de neyi eksik yaptıklarını konuşacaklar işleri bitince. Belki 2018 için yeni kararları hayata geçirmenin yollarını düşünecekler.

Çorba dağıtan çocuk, boşalan tencerelerden birini müzik aleti gibi tıngırdatmaya başlıyor. Bir başkası kaşıkları birbirine vurarak katılıyor arkadaşına. Boşalan kâselerden, tencerelerden oluşan bir orkestra kuruluyor yavaş yavaş. Köpekler havlayarak katılıyorlar müziğe. Karnı tok evsizler yan yana geldikçe ısınıyorlar. Bir kızla oğlan dans etmeye başlıyor. Sonra bir çift daha, bir çift daha derken meydan dans eden gençlerle doluyor.

Bu kez ses ve duygu dalgaları birbirine karışmıyor, hepsini tek tek duyabiliyorum. Ama canım şu an başkasının nabzında olmayı hiç istemiyor. Kendi nabzımın keyfini süreceğim. Bugün tatil.

, , , , , , , ,