Tatil kitabı

Tatil kitabı

Eda Ata
18 Temmuz 2012

Sözlükte, “kanun gereğince çalışmaya ara verileceği belirtilen süre, dinlenme” olarak tanımlanır; her yıl, özellikle yaz dönemlerinde durmaksızın, ihtiyaçtan ve biraz da alışkanlıktan sayıklanır; “işlevsiz olma” olarak tanımlansa da, özünde ücretli bir iş olgusudur. Acaba nedir nedir?

Özellikle son günlerde içecek, dondurma, banka reklamlarından; arkadaşlarımızın sosyal medyadaki “paylaşım”larından ve de yıllık izin formlarından ısrarla göz kırpıp duran bu tatil kavramını epeyce ilginç buluyorum. Öyle ki, her geçen yıl benimle birlikte değişti o da. Büyüklerin dünyasına aitmiş gibi duran ve soğuk ya da sıcak hava ile geliveren bu olgu, gün geldi beni de içine alıverdi. Başlarda tatilde olma hali sadece hafta sonlarıyla kısıtlı kalmayıp, okul çıkışlarında da sevinçle kutlanırdı biz küçükler arasında fakat sonra, zaman algımız mı değişti artık bilinmez, çabucak bir proletarya olgusuna dönüşüverdi tüm bu tatlı, sıcak ya da soğuk zamanlar. Tüm bunlar olup biterken hiç eksik olmayan eşlikçi; kimi zaman okulu anımsatan sevimli bir bağ, çoğunlukla da temel bir ihtiyaç olarak kitap ve okuma eylemi oldu şüphesiz.

“Üçüncü sınıflar için tatil kitabı var mı?”

Bu noktada aramızdan erkenden ayrılan sevgili yönetmen Seyfi Teoman’ı özlemle ve üzüntüyle anmamak olmaz. Sade, dingin ve incelikli ilk uzun metraj filmi Tatil Kitabı’nda, tanıdık ve hüzünlü bir hikâye anlatır Seyfi Teoman. Film bir yerlerden etkiler mutlaka sizi. Hele ki taşrada (ya da her neredeyse) uzun yazları yaşamış, özlemle tatil kitabı beklemişseniz. İlkokul 3. sınıfın bittiği yazda yaşadığım heyecanı hatırlıyorum ben de; kocaman “yazılı” ve bol resimli tatil kitaplarına veda edip daha az resimli ve de daha küçük “yazılı” 4. sınıfa hazırlık tatil kitaplarına geçmenin haklı gururunu! O yazdan sonra çoktan seçmelilere geçip tatil kitabını unuttuk mu, hatırlamıyorum. O tatil kitabı yazı benimle nasıl geçirdi, hatırlamıyorum. Bildiğim, zaman yine geçiverdi, hiç aksatmadığı üzere. Tatil kitabı kavramı da dönüşüverdi.

“Ben buradayım sevgili okuyucum sen neredesin acaba?”

O noktaya nasıl ve ne zaman varılıyor, ne kadar kalınıyor bilmiyorum ama bir süre sonra “tatil ve kitap” diğer tüm mevsimleri, dönemleri dışlayarak yaza ait bir kavram haline geliveriyor galiba. Hatta sadece bununla sınırlı kalabiliyor gibi görünüyor. “Yanıma hangi kitabı alsam?” soruları yükseliveriyor ve ardından arkadaşlardan, gazetelerden ve de sosyal medyadan aşağıdakine benzer cevaplar duyuveriyoruz:

İşte yine yaz geldi… Pek çoğumuz tatile çıktı bile… Bir kısmımız da tatil planlarının tam kıyısında duruyor… Dolayısıyla, tatilde okunacak kitapları düşünmenin tam sırası… İster sıcacık bir kumsalda denize karşı yatıyor olun, ister havuz başında güneşleniyor ya da esintili ve serin bir dağ başında geçirin tatilinizi, herkese göre bir kitap bulmak mümkün listemizde

Bu bol üç noktalı girizgâhın ardından 2012 yazı için gelen öneriler epey çeşitli. Elif Şafak ile başlayan liste Albert Camus’ye, Henry Miller’a ve de Yılmaz Özdil’e uzanıyor ve Leonardo, Michelangelo ve Raphael üzerine bir kitap ile sonlanıyor.

Yaz tatilinde okuma planı yapmak isteyenler pek çok farklı yazarı okuyabilecekleri gibi yazı bir yazara da ayırabilir. Bir yazarla tatile çıkmak anlamına gelecek bu okuma eylemi de yazarı iyice tanımak adına onun en önemli eserlerinden hazırlanacak liste için tatil bavulunda bolca yer açmakla olur. Büyük bavulu olanlar için yazarla yaz tatili önerilerinin ilk bölümünü şöyle sıralanabilir…

Yukarıdaki giriş ise yaz okumalarında tek bir yazara derinleşmeyi öneren Erdinç Akkoyunlu’nun Kitap Seni Çağırıyor başlıklı yazı dizisinin ilkinden. Bu listede ardıl yapıtlar okumak açısından Yaşar Kemal; erken yitirilen sevgili yazarlardan Sevgi Soysal ve henüz tanışılmamışsa büyük usta Adalet Ağaoğlu için “bavulda yer açılması” öneriliyor. Yazı dizisinin ikincisinde de Oğuz Atay, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Yusuf Atılgan öne çıkıyor.

Yasemin Arpa’nın Yaz Tatiline Götürülecek Kitaplar adlı yazısında ise Enis Batur, Küçük İskender, Enver Ercan, Mario Levi, Gülten Dayıoğlu, İpek Çalışlar ve Ayfer Tunç yaz tatilinde okunacak kitapları öneriyorlar. Bu listelerden de Alexander McCall Smith, Truman Capote, Murat Belge, Romain Gary, Sei Şonagon, Ferit Edgü, Tuncer Erdem, Charles Bukowski, Selim İleri, Stephen Hawking, Halide Edib Adıvar ve Yekta Kopan’a uzanan geniş bir yelpaze çıkıyor karşımıza. Bu seçkiyi yapan yazarlar ayrıca ufak sunumlar da yazmışlar. Mario Levi örneğin, eskilerde var olan bir yargıdan bahsetmiş, şöyle ki “Kafalar çalışmaz, sadece mideler çalışır yaz aylarında,” diye düşünülüp yaz aylarında yayınevleri kitap yayımlamazmış, okurların yazı “atlatıp” Ekim ayına geçmesi beklenirmiş. Ayfer Tunç ise genel kanının aksine yaz aylarını daha “ağır” kitaplar okuyarak geçirmeyi önermiş örneğin.

Peki “yazar ve tatili”?

Okur kitabıyla burada, peki sevgili yazar nerede? Hele ki şu yaz günlerinde? Tatilde mi? Üretmeye ara mı verdi? Daha iyi “üretebilmek” için şehirlerden şehir mi seçti? Anılarını mı toparlamakta? Yoksa paket bir tatil turuna katılmış bir tatilci olarak açık büfelere mi bakınmakta? Peki bu durum okurun ne kadar yakınında, uzağında ya da aklında/umurunda? Roland Barthes işbu “tatildeki yazar” imgesini ele alıyor “Yazar Tatili” adlı makalesinde (Çağdaş Söylenler, Hürriyet Vakfı Yayınları).

Tatil olgusunun yazarları da kapsayabileceği düşüncesinin kenter sınıfa yerleşmesi ve yazarlara atfedilen “büyülü benzersizlik” meselelerini irdeliyor. “Demek ki bu sevimli ‘tatildeki yazar’ imgesi cici toplumun, yazarlarını daha sıkı denetim altına almak için başvurduğu kurnaz aldatmacaların birinden başka bir şey değil: hiçbir şey bir ‘iççağrı’nın benzersizliğini onun cisimleniminin bayağılığıyla çelişmesi -ama yadsınması değil, tam tersine- ölçüsünde sergileyemez: bütün ermiş öykülerinin yıllanmış numarasıdır bu. Bunun için de bu ‘yazınsal tatil’ söyleninin çok uzaklara, yazın çok ötelerine uzandığını görüyoruz,” diyerek bambaşka bir boyuta taşır Barthes yazar ve tatili bu çok kıymetli makalesinde.

Yaz-kış

Bütün bu tatilyazkitapokuryazar kavramlarını böylesine kurcaladıktan sonra, Küçük İskender’in yukarıda anılan Yaz Tatiline Götürülecek Kitaplar önerisi için sarf ettiği “Nasıl yazarın ve şairin mevsimi yoksa okurun da olmamalı diye düşünüyorum. Yaz, kış okusunlar,” sözleri geliyor aklıma ve gülümsüyorum. Sonra hepsini unutup, kendime bir tatil kitabı yazıyorum.

, , , , , , ,