Simgesi kedi başı

Simgesi kedi başı

SEVİN OKYAY
Zamanlı Zamansız - 25 Kasım 2017

AKBA’nın simgesi kedi başıydı. Kitaplarında Ankara kedisinin beyaz başı da görülürmüş. Bunu biliyorduk, görüyorduk da yayınevinin Ankara’da olduğunu bilmiyorduk. Ama AKBA’yı severdik, annem de, ben de. O sıralar, annemin seçtiği kitapları okuduğum yıllardı. Hoş, daha sonra da onunkilerden pek farklı kitaplar seçmemişimdir ya, neyse.

Yıllarla birlikte, polisiye seven kişilerin çoğunun bizimle aynı fikirde olduğunu fark ettim. Kapak tasarımını, renklerini herkes seviyordu. Özellikle 100. kitaba kadar, tercihlerini de. Bazı kitap isimleri de, hafiften el değmiş olarak, hayli eğlenceliydi (İyi Ama… Harry’yi Kim Öldürdü?). Yazarlarının çoğu birinci sınıftı. Gerçi ben o sıralarda John Dickson (J.D.) Carr ile Carter Dickson’ı tanımadığım gibi, aynı kişi olduklarını da bilmiyordum. Erle Stanley Gardner ile aslında iki kişi olan Ellery Queen’i burada tanıdım. Daha nicelerini de. Gerçi Agatha Christie ile William Irish’i biliyordum, okumuştum ama örneğin Mignon C. Eberhart, Baynard Kendrick ve Craig Rice’a ilişkin bilgimin kaynağı burasıdır. Hammond Innes kitabı Kimsesiz Kayakçı için onlara müteşekkirim. Türkçe’de Innes kitabı bulmak zordur.

AKBA nereden mi aklıma geldi? Bir kitapları sayesinde elbette. Ama evdeki kitaplardan biri değildi. Yayınevinde çalışmış, birkaç kitap da çevirmiş Bekir Karaoğlu’nun bir yazısını okumuştum tesadüfen. Sahibi İhsan Uras’tan da söz ediyordu. Derken Müren Beykan bana bir AKBA kitabı getirdi. Bir arkadaşımız bana yollamış. Babası kaptanmış, bazen AKBA’ya kitap çevirirmiş. Bu da onun çevirisiydi. Çok mutlu oldum. Ama Williams’ı daha önceden tanımıyordum. Hemen ardından, Haydar Köprülüoğlu’nun Gün Aşımı kitabından bir alıntıya rastladım. AKBA Kitap ve Yayınevi’nin yerini tarif etmiş, kedi başından söz etmiş:

“Ankara Ulus Meydanı’nda, günümüzdeki Yüzüncü Yıl Çarşısı’nın bulunduğu yerde tek sıra dükkanlar vardı. Kitap konusunda en tanınmışı, Akba Kitap ve Yayınevi’ydi. Yanında Maarif Kitabevi, biraz ileride Berkalp Kitabevi, Çiçekçi Sabuncakis ve Karpiç Lokantası vardı. Akba Kitabevi’nin simgesi kedi başıydı. Yayınladığı kitaplarda, Ankara kedisinin beyaz başı görülürdü.” Köprülüoğlu, kitap ve yayınevinin sahibi olan iki ortaktan da bahsetmiş: Bilal Akba ile Adil Akbay.

Önce kitabı okudum. Hard-boiled’in âlâsıydı. Tanımadığım yazarının, 1950’li yıllarda pek kadr-i kıymeti bilinmemiş olan Charles Williams’ın, eleştirmenlerce bu türün en iyi yazarlarından saydığını da bu vesileyle öğrendim. Sonra da evdeki AKBA’ları kontrole geçtim. Tepebaşı’ndaki sahaf fuarında eksiklerimi topladıktan sonra onları kendilerine ait raflara koymuştuk. Kullanışlı olmamış anlaşılan, yeniden yazar soyadına göre sıralamaya dahil etmişiz. Ama “A Touch of Death / Ölümün Teması”nı (‘tema’ gibi değil, ‘dokunuş’ gibi) raflara teslim etmeden, yirmi yıla yakındır NTV Radyo’da sunduğum polisiye programı “Cinayet Masası”na dahil ettim (Henüz yayınlanmadı).

Kitabın özeti şöyle: Lee Scarborough sarışına, arka bahçesinde üstsüz olarak güneşlendiği sırada rastladı. Eski bir Amerikan futbolu yıldızı olan Lee’nin maddi durumu iyi olmasa, unutulmaya yüz tutsa da; o sıralarda bir soyguna katılmak gibi bir niyeti yoktu, arabasını satmaya çalışıyordu. Ama üstsüz kadın, yani Diana James, onu ikna etmeye kararlıydı. Sevgilisi kaybolmuştu, çalıştığı bankanın 120 bin doları ile birlikte. Diana, onun karısı Madelon tarafından öldürüldüğüne, paranın da kadının evinde olduğuna emindi. İkna olan Lee, parayı aramaya girişti.

Ne var ki, Madelon’un evine gittiğinde işler büsbütün zorlaştı. Çünkü kitap hakkında yazanların söylediğine göre, merhumun karısı polisiyenin en unutulmaz femmes fatale’lerinden biriydi. Büyük ihtimalle bugün de öyledir. A Touch of Death, ilk kez 1954’te basıldı. 2006’da nedense (yaşasın!) yeniden basılmasına karar verildi. Williams’ın halen bulunabilen eserleri var ama, kendisine çağının en ihmâl edilmiş yazarlarından biri diye bakılıyor.

Öyleyse, iki kere ‘yaşasın’! Füsun Hanım’a da, kaptanıma de iki kez teşekkür ediyorum. İşin en hoş tarafı ise, A Touch of Death ile hemen hemen aynı zamanda, AKBA’dan çıkmış bir Dorothy Sayers kitabı bulmuş olmam: Whose Body? / Banyodaki Ceset. Sayers da kıymeti ülkemizde bilinmemiş bir numara bir polisiyecidir. Muamma çözücüsü Lord Peter Wimsley de bu alanda bir star sayılır. Demek ki, AKBA raflarında şanslı bir hafta yaşıyormuşuz. Darısı bütün polisiyeseverlerin başına…

, , , , , ,