Shakespeare yaşıyor!

Shakespeare yaşıyor!

SEVİN OKYAY
Zamanlı Zamansız - 27 Ağustos 2016

William Shakespeare’in asla unutulmadığını, unutulmayacağını söylemek, abartı olmaz. Bu yılın kutlamalarına bir göz atarsak, onun ölümünün 400. yıldönümünde dünyanın en popüler oyun yazarı olduğunu anlarız. Bu yıl SALON’da gösterilen “Hamlet”in önceden bildirilen gösterim sayısının defalarca üstüne çıkması bir tesadüf olmadığı gibi, sadece “Sherlock” ile meşhur olan aktör Benedict Cumberbatch’in varlığıyla da açıklanamazdı.

Başta Stratfon upon Avon olmak üzere, dünyanın dört bucağında kutlamalar yapıldı, halen de yapılıyor. Eldivenci John Shakespeare ile çiftçi kızı Mary Arden’ın oğlu, dünyanın en popüler oyun yazarı William Shakespeare, adı öyle olsa da olmasa da, bu oyunlarla şiirleri kendi yazsa da yazmasa da, artık şöhretinin de önüne geçmiş biri. Oysa asil ya da çok zengin bir ailenin oğlu değildi. Üniversitede eğitim görmedi, büyük bir sanatçı onu himayesi altına almadı, zengin ya da muteber bir ailenin kızıyla da evlenmedi. Bir aktör olarak yeteneği de mütevazı görünüyor, yıldızlara özgü rollerde oynamadı. Yazar olarak başarısı ise kraliyet desteğine bağlıydı. Ama bugün dünyanın en fazla oynanan ve okunan yazarı.

BAŞKA SİNEMA ile BRITISH COUNCIL bu kutlama yılında çorbada bir tuzları olsun  istemiş. İki kuruluşun işbirliğiyle Shakespeare filmleri 8 Eylül’de izleyiciyle buluşuyor. Shakespeare Lives / Shakespeare Yaşıyor kapsamında 4 şehirde yapılacak gösterimler BRITISH COUNCIL işbirliğiyle ve BAŞKA SİNEMA ev sahipliğinde İstanbul, Antalya, Bursa ve Eskişehir’de gerçekleşecek. Biz şimdiden duyuralım da, sonra kaçırmış olmayın:

Kenneth Branagh’ın yönettiği ve başrolünde oynadığı, Emma Thompson, Keanu Reeves’li kadrosuyla öne çıkan 1993 yapımı “Much Ado About Nothing / Kuru Gürültü”; Ian McKellen’ın III. Richard’a hayat verdiği, Richard Loncraine’in yönettiği 1995 yapımı uyarlama “III. Richard”; Michael Fassbender’in Shakespeare’in ölümsüz karakterine bambaşka bir yorum kattığı 2015’in en çok ses getiren uyarlamalarından “Macbeth” ve Manchester Royal Exchange Tiyatrosu’nda kapalı gişe oynayan bir Hamlet: “Maxine Peake’ten emsalsiz bir performans.

British Council “Hamlet”in çok beğenilen sahne prodüksiyonunun film versiyonunu da desteklemişti. Sarah Frankcom’un 2014’te Manchester Royal Exchange’de sahnelenen oyununun film versiyonu, Mart 2015’te 300’e yakın Birleşik Krallık sinemasında oynadı. Maxine Peake’in “Hamlet”i 2016’da anadili İngilizce olmayan pek çok ülkede, British Council’ın “Britten on Film” uluslararası turnesinin bir parçası olarak gösterilecek. Bizde ise, bir gün sürecek bu ücretsiz gösterimdeki filmler hakkında düzenlenecek kısa online yarışma ile sürpriz ödüller de kazanmak mümkün.

Ben kendi hesabıma başka Shakespeare sürprizleriyle de karşılaştım. Polisiye dizi seven biriyim. Digitürk Vice’ta son zamanlarda severek izlediğim bir HBO mini dizisi var. “The Wire” yazarı Richard Price’ın yazdığı bu mini dizide, bir gece tanımadığı bir kızla parti yapan yirmi üç yaşındaki Pakistanlı-Amerikalı üniversite öğrencisi Nasir “Naz” Khan (Riz Ahmed), sonradan adının Andrea Cornish olduğu ortaya çıkan kızın vahşice öldürülmüş cesediyle karşılaşıp onun evini terk eder. Ne olduğunu bilmez, ama durumun kötü olduğunun farkındadır.

Riz Ahmed benim için, HBO yapımı olsa da sonuçta bir polisiye dizide izlediğim genç bir aktördü. Onun için, Guardian gazetesinin bir Shakespeare kutlamasında onun adını görünce şaşırdım. Gazete, Guardian Solos’u, “Önde gelen aktörler Shakespeare’in en büyük tiratlarından bazılarını, yazarın 400’üncü yılı onuruna bir video dizisinde okuyor/oynuyor” diye takdim ediyor. Önce “Hamlet”te Adrian Lester, “III. Richard”da David Morrissey, “Onikinci Gece”nin Viola’sında Joanna Lumley ve “Macbeth”te Daniel Mays ünlü ozandan tiratlar okuyor.

Meğer dahası da varmış. “Julius Caesar”da Damian Lewis’in, Marc Anthony’nin Caesar’ın mezarının başındaki konuşmasını layıkıyla dile getirdiği tiradı dinledim: “Dostlar, Romalılar, yurttaşlar, bana kulak verin; / Caesar’ı gömmeye geldim, övmeye değil;” diye başlayan ve memnuniyetle başlarını sallayan suikastçıları neye uğradıklarını anlamadan suçlu olarak sunan konuşma. Sonra da aşina olduğum bir isim ve ses çıktı karşıma: Riz Ahmed, Kral Lear’de piç Edmund olarak karşımızdaydı. Aktör, “King Lear”in Birinci Perde, 2’nci Sahne’sinden Edmund’un tiradını okudu. Karakteri gayrımeşru bir çocuk olmak üzerine düşünüyor ve üvey kardeşi Edgar’a komplo kuruyordu. Böylece, perde ve ekrana bunca sevgisi olan, özellikle oyuncuları yücelten biri olarak, bir aktörün hakkını mı yedim diye biraz da üzüldüm.

Yani, Shakespeare durumu böyle. Yıl sonuna kadar da çeşitli ülkelerde, mecralarda devam edecek. Ozanı seviyorsanız eğer bu fırsatları kaçırmayın. BAŞKA SİNEMA’da 8 Eylül’de BRITISH COUNCİL desteğiyle kutlamaya katılmış.

Kaçırmayalım derim.

, , , , , , ,