İtiraf ediyorum, kötü adamları seviyorum

İtiraf ediyorum, kötü adamları seviyorum

Ali Ünal
03 Şubat 2012

Yaş kemale erdi, artık itiraf etmenin zamanıdır: Tom’un Jerry’yi yemesini, Wile E. Coyote’nin Road Runner’ı yakalamasını ve Sylvester’ın Tweety’yi midesine indirmesini istedim. Bunun, çocukluğun getirdiği filtresiz şiddet ve acımasızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilmiyorum, ama teorime göre burada çizgi film yönetmenlerinin sürdürdükleri adaletsizlik, çocuk beynimde birkaç cıvata gevşetmiş olmalı. Her ne kadar kötü de olsa, bir karaktere bu kadar adaletsizlik yüklenemez, diye düşünmüş olmalıyım. Böyle olunca da kötü artık benim için mazlumun yerini almış (geçmişim mazlumu şimdinin zalimi) ve bunca adaletsizliğin yanında desteklenmesi gereken bir imaj olarak yer etmiş. İyinin her seferinde kurtulabiliyor olması artık doğaya da, adalete de aykırı gelmiş; gerçek dünya böyle değil ki, duygusu yaratmış olmalı. Sahi, aramızda Wile E. Coyote’yi desteklemeyen var mıydı ki?

Şimdi anlatacağım kötülükse biraz daha karmaşık, biraz daha çok yönlü bir kötülük. Yazının görseli olarak seçtiğim fotoğrafları birçoğumuz tanıyordur. Tanımayanlar için ben bir özet geçeyim: Sol tarafta duran “karanlık” karakterin adı Darth Vader. George Lucas’ın Yıldız Savaşları isimli serisinde yer alan “kötü” karakter. İsyancılar’la İmparatorluk arasındaki savaşta İmparatorluk’un ordusunu komuta eden Darth Vader, barışçıl İsyancılar’ın ve Jedi tarikatının karşısındadır. Altı filmlik bu efsane yapımın ve belki de tüm dünya sinema tarihinin en çok sevilen kötü adamı Darth Vader’ın hemen yanındaki karakterin adı da Lord Voldemort: J.K. Rowling’in yazdığı yedi kitaplık Harry Potter serisinin kötü adamı. Büyücüler ve cadıların öyküsünü anlatan Harry Potter serisinde Voldemort, öğrencilik zamanında çok parlak bir büyücüyken, gitgide karanlık tarafa geçmeye başlar ve zamanının en büyük ve en kötü büyücülerinden biri hâline gelir. Tüm kötülerde olduğu gibi bu kötülerin de amacı aynıdır: Kaba kuvvetle iktidarı ele geçirmek ve tebayı tek başına yönetmek.

Çizgi filmlerin naif kötülerinden, ciddi dünyanın gerçekleriyle örülü kötülere geçince iş biraz çetrefilleşiyor. Bu durumda kötüleri seviyor olmak, çocukluğun güzel bahçelerindeki kokulu yaramazlıklardan ziyade, insan olmanın doğasıyla ilgili bir soruyu gündeme getirebilir. En azından insan bundan çekiniyor. Elbette bu yapıtlarda kötünün de mutlak kötü olması, böyle bir özdeşleştirmeyi tabiri caizse sosyopatik bir hale sokabiliyor. Ancak yine de kötülerin, bildiğimiz ve inandığımız dünya doğrularının dışına kayan algıları da bizlere önemli bir perspektif sunabilir iyi incelenirse. Uygulaması değil, analizi farklı bir bakış açısı yaratabilir. Bir anlamda “karizma” sıfatıyla özetleyebileceğim bu kötülük kavramı, içi boş bir şiddetten ziyade, olgunlaşmış ve bir amaca yönelmiş eyleme işaret ediyor zira yoldan çıkmak, zekâ ve cesaret ister. İyi bir kötü, mutlak suretle zeki olmak zorundadır. Hiçbir gerçek suçlu aptal değildir.

!!! Yazının bundan sonraki kısmı Harry Potter ve Yıldız Savaşları serileriyle ilgili sürprizleri ele veriyor. Okumadan önce dikkat !!!

Darth Vader’ın kötü biri olarak addedilmesi, aslında bize iyi olarak sunulan tarafın bakış açısındaki bir özdeşleşme sorunundan kaynaklanıyor bana kalırsa. İyi olan Jedi, bize korkunun ve birine bağlanmanın, insanları Dark Side’a (Karanlık Taraf) sürükleyen en temel duygular olduğunu anlatıyor. Bu da bir anlamda peygamber sözü gibi kabul edildiği için, korkmak ve birine bağlanmak illetlerine tutulan Anakin, belki hiç istemediği bir yola, sırf sevdiklerinin kaybı uğruna gidiyor. Yıldız Savaşları serisinin tamamı boyunca, hiçbir insan hiçbir insanı Anakin kadar sevmemiştir. Zaman geçtikçe Darth Vader’a dönüşecek genç Skywalker, önce annesinin kaybı sonra da sevdiği insanın kaybıyla karşı karşıya kaldığında, ölümü yenebilmek için; yaşamdan değil ölümden daha güçlü olabilmek için, ona bu gücü verebileceğine inandığı Karanlık Taraf’a geçer. Skywalker’ın asıl amacı galaksiyi yönetmek değildir. O yaşamdan daha güçlü biri olduğuna yönelik inancıyla zaten herkesin üstünde görmektedir kendini (kibir, bazı dünya memleketlerinde sevilmeyen bir özelliktir), ancak ölüme karşı eli kolu bağlıdır. Tek amacı, ölümü yenmek ve bir bütün olarak hayatı galebe çalmaktır. Darth Vader, -bana göre- yaşamının son ânında, ölüme karşı durmak bir kenara, yaşama bile hükmedemediğini fark eder ve yaptığı tüm kötülükleri tek bir kalemde çizerek, oğluna, yeni genç Skywalker’a yardım eder. Dünyanın en çok sevilen kötü adamı olmak, iyi bir insanın kendisinden verebileceğinden çok daha fazlasını vermekle mümkün olur ancak. Vader, işte bu yüzden hâlâ efsanedir.

Yaşamı alt etme ve ölüme meydan okuma temaları, Harry Potter serisinin kötü adamı Lord Voldemort için de birebir geçerlidir. Bu benzerlik öyle bir benzerliktir ki, iki karakterin yaşamlarının evresi de aynı kavram etrafında çizilir: Dark Side. Tıpkı Skywalker gibi, Tom Riddle da müthiş yetenekli ve başarılı bir öğrencidir. Okulun en gözde büyücülerinden olan Riddle, geleceğin de en önemli büyücülerinden biri olarak görülür. Ancak o da, tıpkı Skywalker gibi, karanlık tarafa eğilimlidir çünkü karanlık taraf, adıyla müsemma olmayan bir şekilde, ona peşinde koştuğu gücü verebilecek kapasiteye sahiptir. O da tıpkı vader gibi, yaşamı çoktan alt ettiğini düşünür. “Asa olağansütü değil, ben olağanüstüyüm, Severus.” Amacı, ölümü de alt etmek, ölümün tek efendisi olmaktır (bkz: mürver asa), bu yüzden de Karanlık Taraf’ın ona sunduğu olanağı; diğer büyücülerin kullanmaktan korktuğu büyüyü kullanır: Hortkuluk. Skywalker’ın aklını çelen Sith lordu Palpatine, karanlık tarafın gizemiyle ilgili şu sözleri söyler: “Anakin, olağanüstü gizemi anlamak isteyen kişi, Jedi’ların dogmatik ve kısıtlı bakış açısından ziyade bunun her yönünü bilmelidir.” Yaşayan tüm varlıklardan daha üstün olduğu bilincine sahip Tom Riddle da, işte karanlık büyülerin bu yanıyla bu sebeple ilgilenmiş ve ölüme de meydan okumaya ahdetmiştir. Riddle’ın Voldemort’a dönüşüm sürecinde kendini ölümsüz kılmak için hortkuluklar oluşturmasının eşleniğini, Skywalker’ın, karısını kurtarmak için Darth Vader’a dönüşmesinde bulabiliriz. Skywalker, kendini ne kadar üstün görüyorsa, Riddle de kendini o kadar üstün görüyordu. Dünya gelenekleri, dinler, tarikatler ve iyi ahlâk zümreleri tarafından en büyük kötülüklerden biri olarak görülen “kibir”, bu iki kötü karakterin temel kimyasını oluşturur. Bana kalırsa, kötü olarak addedilmelerinin tek sebebi de budur zira onların karşısına “iyi” olarak çıkarılan karakterlerin tümü diğerkamdır.

Yüzüklerin Efendisi‘nin kötü adamı Sauron gibi ham şiddete başvurmaz bu kötü adamlar. Bu anlamda, Alderaan’ı yok eden İmparator komutanı, Darth Vader’dan çok daha kötü bir karakterdir zira anlamsız ve amaçsız bir şiddet gerçekleştirir, hem de gereği yokken (şiddetin gereği olur mu demeyin, kötü bakış açısından yaklaşmayı deneyin). Darth Vader ise bir zamanlar her şeyini feda ederek kurtarmaya çalıştığı kadının ölümüyle amaçsızlaşmış yaşamında, İmparator’un bir numaralı adamı olarak bir nevi memurluk yapar. Ancak oğlu ve kızı karşısına çıktığında, her zaman onun için söylenen “İçinde hâlâ iyi bir yan var” söylemi gerçeğe ve somuta bürünür. Yıldız Savaşları’nda kötü adam olarak Palpatine’in değil, Darth Vader’ın öne çıkmasında işte bu dramanın etkisi vardır. Kötü adam, drama yaratan adamdır. Sauron’ın dramasındaki hamlıkla, Vader ve Voldemort’un (her ikisinin de V harfiyle başlması? V for Vendetta!) trajedisindeki drama aynı kefede olamaz. Voldemort, ölümü kendi ulaşılmaz varlığının bir estetiği olarak görür. Hortkulukları, inanılmaz kibrinin yansıması olarak seçer ve ölümsüzlüğe eriştiği bu yolu, basit bir formüle dayandırmaz. Her ne kadar bu, onun sonunu getirse de, bir stil sahibidir Voldemort. “Onu sevmeyebilirsiniz, ama Dumbledore’un stil sahibi olduğunu kabul edin,” der Phineas Nigellus, Fudge’a.

Bir yanda Vader, bir yanda Voldemort. Her ikisi de, iyilik sahibi biz yaratıcılar ve insanlar tarafından hikâyelerinin sonunda öldürülüler ve cezalarını bulurlar. Yaşamak, zaten onlara fazla gelen bir eylemdir, ölümde eksikliklerini tamamlarlar. Böylece biz de iyilik dolu dünyamızda, sıkıcı olmak pahasına iyi olmayı, kibirli olmak yerine diğerkam olmayı seçerek, mutlu mesut günlere yelken açarız. Her hikâye bir kötüyle başlar, ancak onu iyiler sonlandırır.

, , , , , , , ,
Share
Share