“Hayat bahçe gibidir”

“Hayat bahçe gibidir”

SEVİN OKYAY
Zamanlı Zamansız - 07 Mart 2015

Leonard Nimoy ölmeden önce Twitter’da son mesajını pazar günü, Pasifik Saati ile 11:36’da yolladı ve, “Hayat bir bahçe gibidir,” dedi. “Mükemmel anlar olabilir ama hafızadan başka bir yerde saklanamazlar. LLAP.”

Bana herkes onu tanırmış gibi geliyor ama kiminin yaşı tutmaz elbette. Gelin görün ki beyazperde, hele ekran, yetişemediğimiz şeyleri de görmemize imkân sağlıyor. Bunlardan biri de, Atılgan / Enterprise’ın yarı Vulkan yarı insan ikinci kaptanı, Kaptan Kirk’ün başının belâsı ama sık sık da kurtarıcısı olan kişi. Mantıklı, duygunun yabancısı, uzun kulaklı bir “öteki”: Kaptan Spock, yani Leonard Nimoy.

Aktör Nimoy, başka hangi karaktere can vermiş olursa olsun, daima Uzay Yolu / Star Trek’ in bu melez karakteri olarak hatırlanacak. Onu önce 1966’da yayınlanmaya başlanan TV dizisinde, sonra da beş filmde Spock olarak izledik. Bunların ikisini kendi yönetiyordu: Star Trek III: The Search for Spock / Uzay Yolu III: Spock’ı Ararken (1984) ve Star Trek IV: The Voyage Home / Star Trek 4: Eve Dönüş (1986). 27 Şubat’ta akciğer hastalığı komplikasyonları nedeniyle hayata veda etti ama Spock hiç unutulmayacak. Özellikle de avucu karşısındakine dönük, başparmak yana açılmış, diğer dört parmak ikişer ikişer ayrılmış meşhur çatallı Vulkan selamıyla: Live Long and Prosper! Twitter’da veda niyetine bunun baş harflerini kullanırdı: LLAP!

Nedir peki diyeceksiniz? Doğrusu, rivayet muhtelif. “Uzun yaşa”dan (niye “çok yaşa” değil?) sonrası değişiyor. Genel tercih, “Başarılı ol!” Değil oysa. “Gönen!” de var ve hiç beğenilmeyen “Müreffeh ol!” ki, devrin ruhuna uymasa da doğru bir çeviridir. Bir de Ekşi’de gördüğüm, “Semir!” var ki, tek geçerim. Herhalde refah içinde yaşayınca mutlaka semirirsin diye düşünmüşler. Nimoy’un gizli Yahudi ritüellerinden geliştirdiği, Vulkan dilinde, “Dif-tor heh smusma!” diye söylenen bu selamın en aklı başında çevirisi, “Çok yaşa, refah içinde yaşa,” olsa gerek.

Yıldız Savaşları / Star Wars’dan önceki dönemlerde hemen hemen herkes Trekkie’ydi. Yani Star Trek’in hayranıydık, peşlerinden her yere gitmeye hazırdık. Hem de siyah-beyaz olarak. Hatta Star Wars’ı yaratırken Star Trek’ten esinlenmiş olan yönetmen George Lucas bile Trekkie’ydi. Hepsine hayrandık: Kaptan James Kirk (William Shatner), Dr. McCoy (DeForest Kelley), Scott (James Doohan), uzayda kadınların temsilcisi Uhura (Nichelle Nichols), Sulu (şu anda bir sosyal medya yıldızı olan George Takei), ama en çok da o soğukkanlı ‘Vulkan parçası’, Dr. Spock’a…

Nimoy’un kendisi de Spock’la özdeşleştiğinin farkındaydı, gene de bu konuda çelişen duyguları vardı. İki otobiyografisi de bu durumu açıkca ortaya koyuyor: I Am Not Spock (Ben Spock Değilim, 1977) ve I Am Spock (Ben Spock’um, 1995). Yeni bir Spock’un ortaya çıkması bile onun ‘tek’liğini değiştirmedi. Spock rolüyle üç kez Emmy adayı olan Nimoy, Zachary Quinto’nun yıllar sonra onun rolünü üstlenmesine katkıda bile bulundu. 2009 yapımı Star Trek / Uzay Yolu’nu, özgün dizinin de yaratıcılarından J.J. Abrams yönetmişti. Ne var ki, film kimileri tarafından beğenilse de eskisinin yerini tutmadı. Hem de Nimoy’un kendisi ilk Spock’u, Spock Prime’ı oynadığı halde.

Her şeyden önce Quinto ile Chris Pine, Kaptan Spock ve Kaptan Kirk olarak eski bölümlerdeki ve filmlerdeki sağlam dostluğu yeniden yaratamadılar. Bunda Zachary Quinto’nun o sırada çok popüler olan Heroes dizisinin seri katili Sylar’ı oynuyor olmasının da rolü vardır. Belki Spock’a yeni filmde rol vererek mukayeseye yol açmak da o kadar parlak bir fikir değildi. Gene de Spock, 2013 tarihli devam filmi Star Trek Into Darkness / Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru’da da oynadı.

Hayat hikâyesini ise birkaç cümleyle özetleyelim, nasılsa her yerde var: Leonard Nimoy, Stalin Rusyası’ndan kaçmış, Eskenazi dilinde konuşan iki Yahudi göçmenin en küçük çocuğu olarak, 25 Mart 1931 yılında, Boston’da doğdu. Babası berberlik yaparken, Leonard ve ağabeyi Melvin gazete satardı. İlk kez bir oyunda rol aldığında, sekiz yaşındaydı. Tecrübe edindikten sonra da, elektrik süpürgesi satarak kazandığı parayla California’nın yolunu tuttu. Filmlerde küçük rollerde oynadı, askere gitti geldi, saygın oyunculuk hocalarıyla çalıştı (Sonradan kendisi de tercih edilen bir metot oyunculuğu hocası olacaktı). Gündüz dizilerinde oynayarak yoluna devam ediyordu ki, yapımcı ve yazar Gene Roddenberry’nin dikkatini çekti. Roddenberry, Star Trek dizisinin oyuncu kadrosunu oluşturuyordu. Özellikle Mr. Spock’u oynayacak birini arıyordu. Gerisi tarih…

Yukarıdaki filmlere ek olarak Three Men and a Baby / Üç Adam ve Bir Bebek’i de yönetmiş, bir TV filmiyle Emmy’ye dördüncü kez aday olmuştu. Saygın bir şair, şarkı yazarı ve şarkıcı, fotoğrafçıydı. Arkasından kimsenin söyleyecek kötü bir şey bulamadığı dürüst, düzgün, sevecen bir adamdı. İki kültürden, iki ırktan nemalanmanın da böyle faydaları oluyor demek…

Leonard Nimoy ölmeden önce Twitter’da son mesajını pazar günü, Pasifik Saati ile 11:36’da yolladı ve, “Hayat bir bahçe gibidir,” dedi. “Mükemmel anlar olabilir ama hafızadan başka bir yerde saklanamazlar. LLAP.” Öldüğü bildirildikten sonra, mesaj kısa sürede 100 binden fazla kere yeniden tvitlendi. Bir Kızılhaç hayır işini bahane ederek onun cenazesine gelmeyeceğini bildiren, sonra da binlerce açıklamada bulunmak zorunda kalan eski yoldaşı Kaptan Kirk, yani William Shatner ise hak ettiği tepkiyi aldı.

LLAP, Mr. Spock! Zaten çok yaşadın, ruhun da öyle zengin ki, hep refah içinde olacaksın. Uzay sonsuz, elbet bir yerde buluşuruz.

 

, , , , , , , ,