“Gençlik edebiyatının Don Kişotlara ihtiyacı var!”

“Gençlik edebiyatının Don Kişotlara ihtiyacı var!”

ON8
08 Ekim 2012

Cumartesi günü sabahın erken saatinden itibaren Kadir Has Üniversitesi’nden naklen yayın yapmamızın çok geçerli bir sebebi vardı: Zeynep Cemali Edebiyat Günü! İşte kaçıranlar için günün özeti… (tamam, belki biraz da dedikoduları :)) Hiç şüphesiz, algılarımızın en açık olduğu konuşmalar, “Gençlik edebiyatı bizde de yazılabilir mi yoksa zaten yazılıyor mu?” başlıklı panelde yapıldı. Ama elbette, çocuk ve gençlik edebiyatının bu güzide gününde, “gençlik” kelimesini duyduğumuz yerde, parmaklarımızı hızla çalıştırıp kayda girdik… Buyurun bakalım neler olmuş?

• Öncelikle, paneli genç şair ve yazar Onur Caymaz’ın sunduğu bilgisiyle başlayalım (Caymaz konuşmacıların sürelerine sadık kalmalarından da sorumluydu. Ki zaman zaman korku saldığı da görüldü;

• Çocukluğumuzun Yalvaç abisi Yalvaç Ural genç zihinlerin neyle meşgul olduğunu anlayabilmek için “assassin’s creed” adlı oyunu oynadığını itiraf etti. Ve hayatımızı işgal eden “kahraman”lardan şöyle dem vurdu: “Her gün yeni bir kahraman çıkıyor. Satışın yükselmesi için de kısa zamanda ölmesi gerekiyor. Gençlerin ruhları kahramanlar mezarlığıyla dolu.”

• Eleştirmen Semih Gümüş, yaratıcı yazarlık hakkındaki konuşmasında genç yazarların şansından da bahsetti: “Bugün kitap yayımlama konusunda gençler çok fazla imkâna sahipler.” Ama hemen ardından yapılan bir hatayı da hatırlattı: “Yazılan öykü ve romanlar birbirine benzer oldu. Çünkü genç yazarlar önceki kuşakları değil, kendi kuşağının eserlerini takip eder oldu.”

• Ders kitaplarındaki Türkçe sorunlarını örneklerle anlatan Zekeriya Kaya (Ankara Üni. Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi) salonu kahkahalara boğarken “güleriz ağlanacak halimize” fısıldanmalarına da neden oldu.

• Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Kenan Kocatürk, 2011 yılında 300 milyon kitap basıldığından bahsetti! Yani geçen yıl kişi başına 5.8 kitap düşmüş!

• Prof. Dr. Üstün Ergüder 4+4+4’ün bu kadar hızlı bir şekilde sisteme dahil olmasının yaratacağı eksiklerin altını çizdi ve şahane bir soru sordu: “Gençler okulu neden sevmiyor?” Cevabıysa, “Sevmiyorlar çünkü; sanat, beden eğitimi, müzik, sosyal sorumluluk gibi seçmeli dersleri yok. Oysa bu yeni sistem daha fazla seçmeli derse teşvik etmeli. İyi ama seçecek ders yok!”

• Selim İleri her zamanki gibi herkesi hayran bırakan sakinliğiyle, aslında öyle sert şeyler söyledi ki… Bu iletişim çılgınlığı içinde bile anlaşamamamız hakkında şöyle konuştu: “Bu korkunç iletişimsizlik döneminde edebiyat ve sanat daha da önemli!” ve twitter’da günün en çok paylaşılan cümleleri de ona aitti: “Kitap okuyabilmenin ekonomik imkân meselesi olması, belki de okuma konusundaki en ciddi sorunlarımızdan biridir.” (Bu vesileyle kendisine artık bir twitter hesabı alması konusunda mesajlar da gelmedi değil, ancak bilenler bilir, Selim İleri bırakın interneti faks bile kullanmaz.)

Gelelim panele

Müge İplikçi’nin moderatörlüğünü yaptığı, Aslı Tohumcu ve Behçet Çelik’in konuşmacı olduğu panelde nelerin bahsi geçti?

• Behçet Çelik kendisine ilk defa “bir gençlik kitabı yazar mısın” sorusu geldiğinde “yapamam” diye cevap vermiş! Yapamayacağından değil tabii ki, ama gençlere yazmanın başka bir sorumluluk olduğunun farkında olduğundan. (Neyse ki bu korku onu yıldırmamış bkz Sınıfın Yenisi)

“Gençlik Edebiyatındaki kahramanlar genç mi olmalıdır?” diye sordu İplikçi. Behçet Çelik kendi gençliğinden örnek vererek “Yaşadığım sıkıntıların yazıldığını gördüğümde mutlu olurdum,” dedi.

• Aslı Tohumcu edebiyatın gençliği birey olmaya çekebileceğini söyledi; “Bizi sürüleşmekten kurtardığı kadar onları da kurtarır,” derken geniş çaplı ve tehlikeli bir hizaya getirme halinden de edebiyatla uzak kalınabileceğini anlattı.

“Genç kitaplarındaki kahramanlar sokak diliyle konuşabilmeli mi?” sorusuna iki yazardan da aynı cevap geldi “karakterler neyi gerektiriyorsa dili o şekilde kullanmak gerekir!”

• Ve son olarak iki şahane yorum:

Behçet Çelik: “Gençlik zorunlu askerlik gibidir”

Aslı Tohumcu: “Gençlik edebiyatının Don Kişotlara ihtiyacı var”

Dahası… Gülten Dayıoğlu panele soru yöneltti, Nazlı Eray kitabını imzalarken görüldü, kameralar Behçet Çelik’in peşini bırakmadı, kendi hesabı olmayan Selim İleri’ye twit mesajları tarafımızdan iletildi!

Tüm gün sosyal medyada #zceg12 ve #bendevarim hashtagleriyle yoğun bir alıntı dalgasına kapıldık.

Günün sonundaysa bu yılın Zeynep Cemali Öykü Yarışması finalistleri ödüllerine kavuştu!

, , , , , , , , , , , , , , , , ,