Felsefeyi severdi, fizikten de anlardı.

Felsefeyi severdi, fizikten de anlardı.

SEVİN OKYAY
Zamanlı Zamansız - 10 Aralık 2016

Zaman zaman benden en sevdiğim roman kahramanını yazmam istenir. Ben de hemen “Cyrano olur mu?” diye sorarım. Ne de olsa, Cyrano de Bergerac bir roman kahramanıdır. Hem de, Edmond Rostand’ın en beğenilen oyununa adını vermiş kahraman… Çoğu kez de onu kabul ettirmeyi başarırım.

Bu arada, bir yanlış anlaşılma olmasın: en sevdiğim roman kahramanı derken, en hakkıyla çizilmiş karakter değil, benim en sevdiğim, gönlüme yakın gelen, ya arkadaş olma ya da ona destek çıkma arzusu duyduğum karakterden söz ediyorum. Ne bileyim, Orhan Kemal’in Murtaza’sı, çok iyi çizilmiş bir karakterdir de ben onu hiç sevmem. Onun için de böyle listelere dahil olmaz. Cyrano’nun ise arkadaşı değil de, küçük yamağı olmak isterdim. Çünkü çok iyi bir dövüşçüydü, belki bana da öğretirdi. Sonra şairdi, ama bunu öğretilebileceğinden emin değilim.

Öte yandan, Cyrano’nun hemen ardından Nemeçek (Pal Sokağı’nın Çocukları – Ferenc Molnar), Jo (Küçük Kadınlar – Louisa May Alcott) küçük yaşımda en sevdiklerim arasında gelirdi. Nemeçek, Pal Sokağı çocuklarının en küçümeni, diğerleriyle baştan beri birlikte mücadele ettiği için fizikçe zayıf olanıdır. Küçük bir terzinin küçük sarışın oğlu, finale yakın bir sahneyle hafızamıza kazınan gerçek ve hazin bir kahraman. Kitabı bazen Tarık Demirkan’ın çevirisinden yeniden okuduğumda, sonlara doğru yer alan o unutulmaz sahnede zırıl zırıl ağladığım da bir gerçektir.

Sonra ise kıymetli karakter listelerime J.D. Salinger’ın iki karakteri girdi. Biri, o dönem her ülkenin ergenlerinin kıymetlisi, Catcher in the Rye’ın (YKY-Coşkun Yerli, Çavdar Tarlasında Çocuklar) dünyada yerini bulamamış, zaten genel tanımıyla dünyaya da metelik vermeyen Holden Caulfield’i ise; ikincisi de, Glass çocuklarının en büyüğü, bu zeki klanın ağabeyi, Salinger’ın bize hikâyesini zaman içinde atlayarak yazdığı Seymour’dur. Hatta Seymour’u Holden’dan da çok severim. İşi telefon rehberi yazmaya çevirmemek için (bazen hiç istemesem de olabiliyor), Bartleby ile listemizi noktalayalım. Bartleby, ofiste hiç dikkati çekmeden bir kenarda oturup kendinden istenen işi yapan, sakin, sessiz, silik bir adam. Ta ki, “Yapmamayı tercih ederim / I would prefer not to” dediği güne kadar.

Bir not daha ekleyeyim, çünkü çocukluğunu tek kahramanla geçirmiş kız çocuğu muamelesi görmek istemem. Üstelik, Kaptan Grant’ın Çocukları ile Jano ve Yanik de (İki Çocuğun Devrâlemi) sevdiklerim arasındadır. Ne yazık ki, onların pek derinlikli karakter, hatta açıkçası karakter olduğu söylenemez. Maceraları esaslı olsa da.

Ama hepsi bir yana, Cyranom bir yana. Onu, çocukların tanıyıp sevmesi için bir anlamda yeniden yazmış Stefano Benni (Cyrano de Bergerac, Domingo) yazarını şöyle anlatıyor: “Bir yüzyıldan daha uzun bir zaman önce, otuz yaşlarında genç bir adam olan Edmond Rostand, Paris tiyatrolarından birinde, bir kahramanın serüvenlerini sahneye koydu. Kendisinden yaklaşık iki yüzyıl önce gerçekten yaşamış bu kahramanın adı Savinien de Cyrano idi.”

Cyrano’yu o kadar çok yazmışım ki, bazı bölümleri es geçmeye içim elvermiyor. Şu üç paragrafı birazcık değiştirerek, izninizle yeniden kullanıyorum:

Cyrano de Bergerac, benim için boyun eğmemişliğin ve satılmamışlığın timsalidir. Aynı zamanda, müsrifliğe varan cömertliğin. Tek taraflı ve itiraf edilmemiş bir aşkla sevdiği kuzini Roxane’ı salyangoz gibi bakışlarıyla rahatsız etti diye tiyatronun yıldızı Montfleury’yi sahneden kovar, evden gelmiş kesesini bilet paraları karşılığında pervasızca savurma pahasına, kendini ay sonuna kadar açlığa mahkum eder. Bir hayranından gelse bile, ikram kabul etmeyi sevmez. Zekidir, esprilidir; kötü ve kudretli De Guiche, Roxane ile Christian’ın evlenme törenine müdahale edemesin diye, bir ‘aydan düşen adam’ masalı uydurur, onun önünü keser: -Bir kadına söz verdim, bırakın da gideyim / -Bir kadına söz vermiş, o halde Paris’teyim. Şiirden, edebiyattan nasibini almamış yakışıklı Christian, şiire vurgun Roxane’ın gönlünü kazanabilsin diye, o balkonun altında dururken, gölgelere çekilip âşıkane sözler sufle eder: “Fakat… madam… bu yavru… minimini… bir Herkül.”

En çok, yukarıdaki takdimin ardından Vikont’un suratına çarptığı tiradı severim. “Bu kadarı az / Delikanlı, hâlbuki neler neler bulunmaz / Söylenecek, asıl iş edada. Mesela bak…”  diye başlayan burun tiradını. Ki Cyrano burada muhtelif “eda”larla, burnu için ona hakaret edecek adamları taklit eder. Hoyratça: “Burnum böyle olsaydı Mösyö, mutlak / Dibinden kestirirdim.” Dostça: “Yana yatmaz mı? / Senden evvel davranıp kadehine batmaz mı?” Ama Cyrano’nun ruhu, bunun ardından gelen tiraddadır, yani “İstemem, eksik olsun”. Bu bölümün esas cazibesini ise, Edmond Rostand’ın manzum piyesinin tamamını 7 + 7 = 14 hece vezniyle çeviren ve oyunun sadece iki yerinde heceyi kelimenin ortasından bölen Sabri Esat Siyavuşgil’in inanılmaz ustalığına borçluyuz. Bir “No, merci”den, “Eksik olsun istemem, istemem eksik olsun”un ihtişamına varmak, her kula/çevirmene nasip olmaz.

Cyrano cesurdur, cömerttir, kültürlüdür. Ölmeden az önce, kendisini, “Felsefeyi severdi, fizikten de anlardı,” diye tarif eder. “Şairdi, musikide hayli behresi vardı / Hiç kimseden korkmazdı, yaman bir silahşördü / Başkası hesabına bazen âşık olurdu / Rahmetlinin Cyrano de Bergerac’tı adı / Her şey olayım derken hiçbir şey olamadı.” Ne demek?

Bambaşka bir devirde, bambaşka bir kültürün içinde olsak da, bildiğimiz türden insanlarla birlikteyiz. Örneğin, yazarının nazik tarifiyle, “Pek çok yakışıklı ve atılgan genç gibi kur yapma konusunda çekingen” olan Christian; kendini beğenmiş, gücünü kötüye kullanan De Guiche; yoksul şairlere yardım için çırpınan koca yürekli ve göbekli Ragueneau; Cyrano’nun onun gibi cesur olmayan nazik dostu Le Bret; zekâya, romantizme ve sanata tutkun güzel Roxanne…

Sonra savaş meydanında aç acına dövüşüp bitap düşseler de hoş bir kadın görünce esas duruma geçen şövalyeler.  Hadi, gene Siyavuşgil’e başvuralım: “Bunlar Gaskonya beyleri / Başlarında Castel-Jaloux / Atıcı, atak, serseri / Bunlar Gaskonya beyleri!”

“O zamanlar Gaskonya beyi olmak için canımı verirdim, bugün bile düşünebilirim.” Cyrano olmak için düşünmeme bile gerek yok!

, , , , , , ,