FACE 101.2: Aile(m) ve önemli günler

FACE 101.2: Aile(m) ve önemli günler

Tankut Yıldız
23 Şubat 2013

2.1: Facebook kullanan akrabalar ve uzak tanıdıklar 

Kardeş, kuzen gibi akrabalardan söz etmiyorum elbette; amcanızın bacanağının oğlu veya amcanızın bacanağının oğlunun bir kere gördüğünüz mahalleden arkadaşı gibi insanlar söz konusu. Bu insanlar her nedense ilk fırsatta sizi Facebook’ta arkadaş olarak eklemek arzusu duyarlar ve bu arzularını gerçekleştirmekte hiçbir sakınca görmezler.

Şimdi samimi olalım; Facebook netice itibariyle (hiç değilse teorik olarak) kişinin özeline giren bir alan. Yani ne bileyim ünlü falan değilseniz arkadaşlarınız, dostlarınız ve sevgili(leri)nizden oluşan bir listenizin olması kuvvetle muhtemel. Bu durumda geçen akşam içkiyi biraz fazla kaçırıp İstiklâl Caddesi’nde amuda kalkmaya çalıştığınızı belgeleyen fotoğraflardan, paylaştığınız Mahmut Tuncer geyiklerine kadar hepsini görmesini isteyeceğiniz insanlar da sınırlı olacaktır.

Daha kibar bir yöntem bulamadığım için aklıma ilk gelen çözüm arkadaşlık isteğini kabul etmemek –ki subscribe meselesini irdelemeniz lazım bu durumda. “O kadar muhabbet ettik, ayıp olur şimdi” diyorsanız da arkadaşlık önerisini kabul edip, paylaşımlarınızı görecek insanları kısıtlamak bir çözüm olabilir.

2.2: Daha da kötüsü “Eyvah annem Facebook açtı!”  

İşte en kötüsü: Facebook kullanan ebeveynler. “Bu nemenem şeymiş?” diye merak edip açan, sonra da hesaplarını ayda yılda bir öylesine kontrol edenler ile sabahtan akşama kadar duvarınızı “çilekli süt veren çikolata kaplı inek” haberleriyle dolduran oyun meraklıları bir yana, gayet faal birer kullanıcı olan ebeveynler çağımızın belki de en büyük problemi! Klasik “Anne ben Merveler’de kalıcam” dediğiniz akşamın çalgılı çengili fotoğraflarını yakalama riski bir yandan, yaptığınız paylaşımlara “BABASININN KYZUSUUUUU…………..SENİ SEV İYORM KIZIM” yorumları diğer yandan sık sık sizi endişelere gark edebilir.

Yine ilk alternatifimiz arkadaşlık isteklerini görmezden gelmek olacaktır, ancak “Beni face’den niye kabul etmedin?!” diyerek çocuğuna küsen, hatta kavga eden ebeveynler duyduktan sonra, bunu gönül rahatlığıyla tavsiye edemiyorum. En iyisi, kendisine çaktırmadan hesabına girmeniz ve ayarlarını sizin için “sadece önemli” paylaşımları görmesi üzerine değiştirmeniz olacaktır. “Anne-babayı sosyal medya kullanımına dair eğitmek” gibi meşakkatli ve ıstıraplı bir yoluysa katiyen önermiyorum; bu uğurda çektikleri çileler neticesinde ermiş insanlar gördüm ben!

 2.3: Doğum Günü

İtiraf edin; yaklaşık 8 yıldır yüz yüze görüşmediğiniz, hatta geçen ay nişanlandığını Facebook’taki fotoğraflardan öğrendiğiniz lise arkadaşınızın doğum gününü gerçekten hatırlamıyorsunuz. Facebook’un evlere şenlik yardımı sayesinde kendisinin duvarından doğum gününü kutlamak imkânınız var, ancak kafanızda tek bir soru: “Ne kadar samimi bir davranış bu?”

Kabul edin; gerçekten samimiyetine inanmasanız da birileri Facebook’tan da olsa doğum gününüzü kutladığında mutlu oluyorsunuz. Dershane hocanız, hazırlıktan arkadaşınız ve hatta amcanızın bacanağının oğlunun bir kere gördüğünüz mahalleden arkadaşı, bir iki kelam ettiğinde, o günün özel olduğuna dair inancınız artıyor. Öte yandan, kutlamayanlar için de “Nasıl kutlamaz?!” diye bir düşünce oluşmuyor kafanızda. (Oluşmuyor değil mi?..)

Netice olarak, yıllarca süren deneyim ve araştırmalar beni tek bir cevaba çıkardı: Doğum günü söz konusu olduğunda fazla zorlamamak, akışına bırakmak, o anki ruh halinize göre davranmak gerekli. Gerçekten, hemen hemen hiç kimse düşündüğünüz kadar önemsemiyor bu meseleyi.

, , ,