Eco Libris

Eco Libris

Eda Ata
27 Haziran 2012

Tree hugger çok sevdiğim İngilizce bir kelime. Türkçeye birebir çevirisi “ağaç kucaklayan”. Kelime kökeni de bizzat eylemin kendisinden geliyor; “düşmesin diye bir ağacı kucaklamak”. Günümüzde çevreci anlamında kullanılan bu kelime, zamanında bir aşağılama barındırırmış içinde ama gelin görün ki bu “ağaç kucaklayan”lar kendilerine verilen bu ismi benimseyip gururla kullanır oldular bile şimdilerde. Antsy Pants adlı grubun pek sevimli bir şarkısının da adı olan bu tree hugger’ı aklıma düşüren de nedir peki?

Bu deyişi aklıma düşüren, geçenlerde rastladığım şu slogan oldu; “Okuduğunuz her bir kitap bir zamanlar ağaçtı. Siz de şimdi okuduğunuz bir kitap için bir ağaç dikebilirsiniz.” Slogan daha çevreci, sürdürülebilir bir okuma eylemini hedefleyen Eco-libris adlı bir projeye ait. Amaçları, okunan her bir kitap için bir ağaç dikmek. Kitap okumanın çevreyi olumsuz etkilemediği bir dünyayı arzulayan bu proje ile şimdiye dek 180.000 ağaç dikilmiş bile. Katılımcılar kitaplarına karşılık diktikleri ağaç/ağaçların altında huzurla yeni kitaplarını okumaya başlamışlardır bile belki, kim bilir!

Eco-libris, proje adını meşhur Latince deyiş ex libris’ten esinlenerek seçmiş. Sadece bu ayrıntı bile kitapkurtlarına fazlaca şey ifade edebilir diye düşünüyorum. Bilindiği üzere, ex libris en temel anlamıyla “kitaplardan” anlamına geliyor. Aidiyet belirten bu ifadeden sonra bir özel isim gelerek kitabın o kişiye, o kişinin kütüphanesine ait olduğunu belirtiyor. Ex librisin ilk örneğine M.Ö. 1400 yıllarında  III. Amenofis’in kitaplığında rastlanılmış ve şu an bildiğimiz hali ile ilk icadı matbaanın icadı ile gerçekleşmiş. Öncelikle kilise ve prenslerin, sonrasında da soylular ve burjuvalar tarafından özellikle mülkiyet belirtmek ve hırsızlığa karşı bir önlem olarak kullanılmış. Zaman içinde kitaba dair her şeyde olduğu gibi estetik kaygılar belli ki öne çıkmış ve ex librisler bir iletişim aracı olmanın yanı sıra ufak görsel sanat öğelerine dönüşmüş. Şimdilerde sadece aidiyeti değil, kitabın ait olduğu dönemi ve dönemin kültürel birikimini de yansıtan ex librisler, genelde kitabın ilk sayfasında ya da kapağın iç kısımlarında bulunuyor ve bir nevi kitabın bir “sahibi” olduğunu gösteriyor. Hatta ex libris, sadece bunu göstermekle kalmayıp, kitabı ödünç alan kişiye de oldukça kibar bir şekilde göz kırpıyor; beni ait olduğum yere geri götürmeyi unutma lütfen, teşekkürler!

Eco-libris, ex-libris’in yeni ve yeşil versiyonu olarak öne çıkıyor. İş, bu sefer kitap “sahip”lerine düşüyor ama. Her bir kitap için dikilen ağaçla birlikte kitaba bir “eco-libris” stickerı , -ex libris’i mi demeli?- iliştiriliyor. Kitaba olan düşkünlük ve sevginin bir yansıması olan ex librisler, bu proje ile kitabın başlangıç noktası doğaya ve bizzat kitabın kendisine bir saygı duruşuna dönüşüyor. Bu sefer kitap sahibi gururla şöyle diyor, kitabımın nereden geldiğini ve bana düşen sorumluluğun farkındayım; bir zamanlar ağaç olan sevgili kitabım için ben de bir ağaç diktim!

Elektronik kitapların yaygınlaşması ve de çevre dostu materyallerin daha yaygın kullanımı ile kitapların nihayetinde daha yeşil, daha sürdürülebilir olması kaçınılmaz; fakat o gün gelene dek elimizden geleni yapmamız açısından Eco-libris ve benzeri projeleri bir “tree hugger okur” olarak öncelikle heyecan verici ve daha önemlisi oldukça gerekli buluyorum. Sadece Amerika’da satılan kitaplar için yıllık yaklaşık 30 milyon ağaç kesildiği gerçeğini göz önünde bulundursak, bir an önce harekete geçmek gerekiyor hiç şüphesiz. Her ne kadar şimdilik çok benimsenmemiş olsa da, daha çevreci bir okuma eylemi konusu ne zaman açılsa akla gelen ilk yollardan biri kuşkusuz elektronik kitaplar. “Basılı kitabın dijital versiyonu” olarak tanımlanan ve henüz yakınlarda, 1971’de, Gutenberg Projesinin de mimarı olan  Michael S. Hart tarafından bulunan elektronik kitaplar bazı okurlar tarafından benimsenip yaygın olarak kullanılmaya başladı bile. Peki, bu e-kitaplar ne kadar çevreci ya da popüler söyleyişle ne kadar “yeşil”? Bu şimdilik çok net bir cevap bulunamayan ayrı bir tartışma konusu.

Eco-libris benzeri projelerin yaygınlaşması, okurların kitap-çevre ilişkisi konusunda daha bilinçli olması ve basılı kitapların dijitalleşmesinin yanı sıra aslında daha çevreci ve sürdürülebilir bir okumanın olmazsa olmaz başka bir ayağı kuşkusuz yayınevleri. Geri dönüştürülmüş kâğıt kullanımı artırmak; doğal mürekkepleri tercih etmek; yazar ve okurları ile birlikte harekete geçmek ve çevreci duruşunu kamuoyuna iletmek gibi temel bazı uygulamalar çok sevdiğimiz kitapların devamlılığı için yayınevlerince atılabilecek adımlar arasında.

Eco-libris’in çarpıcı sloganını benimsemekte fayda var; okuduğumuz her bir kitap bir zamanlar ağaçtı. Biz de şimdi okuduğumuz bir kitap için bir ağaç dikebiliriz. Ülkemizde de daha yeşil ve sürdürülebilir bir okuma eylemini hayal edip, harekete geçebiliriz; bir gün belki de vazgeçilmez kitaplarımızdan oluverecek bir ağacı sıkıca kucaklayabiliriz.

Fotoğraf: http://ecolibris.blogspot.com

, , , , , , , ,