Bi’ hatırlatsana, n’olmuştu?..

Bi’ hatırlatsana, n’olmuştu?..

Mehmet Erkurt
19 Ocak 2014

Türkiye’nin hüzün ayları meşhurdur. En karalara bağlamışlarından biri de, ortasını biraz geçtiğimiz şu ocak ayı.

Ülkenin en sağduyulu barış bayraktarlarından biri olan Hrant Dink katledildiğinden bu yana yedi yıl geçti. Sayıyla 7. Çok kutsallık atfedilmiş şu ünlü 7. Bir şey çıkar mı adalet adına? Hukuk adına? Akan gözyaşları bir ayrıkotuna bile olsa hayat verir mi bu yıl? Kurutulmuş toprağına inat, onu çatlatıp kökünü derinlere itecek bir yeşilin gücü, az da olsa uç gösterir mi?

Bilmiyoruz. Hatırlıyoruz ama. Unutmamacasına. Hatırlatıyoruz da. Unutturmamacasına.

Hatırlamak demişken…

***

Batı ve doğu arasında yapılan karşılaştırmalar da meşhurdur bizim ülkede.

Bir tarafta neyin daha ileri, diğer tarafta neyin daha geri; hangi iyileme ya da kötülemenin doğru, hangisinin “hayranlık” bazlı bir yüzeyselleme olduğu üzerine bir tartışmaya, en azından kulak misafiri olmuşuzdur.

Elbette böyle bir karşılaştırmaya gitmek ya da yapılan karşılaştırmalar üzerine genel bir eleştiri kaleme almak değil amacım. Kilomun da üstünde okuma yapmam, sabrımın karesi kadar da tartışmaya tanık olmam gerek bunun için.

Ama bir konu var ki, hemen gösteriyor kendini.

Devasa bir şey değil, merak etmeyin. her gün kullandığımız bir fiil aslında. Ama bizim coğrafyada öyle duygu ve korkularla örselendi ki, en çetrefilli konulardan birine dönüştü zavallı.

Hatırlamak.

Unutmamak, ya da.

Hatırlamaya engel olmamak, unutmamayı sağlamak da, onun politik hali.

Basit, di mi?

***

Ama hatırlamamak istedik biz uzun süre. Hatırlamayı sevmedik daha doğrusu. Hele hatırlatılmak, ondan hiç hazzetmedik. Hatırlamak kolay gelmedi çünkü…

E hatırlamak belgedir. Kayıt tutmaktır. Arşivdir.

Sorumlu davranmaktır hatırlamak. Tutarlılıktır. Aynadır. Ders almaktır.

Karşılaştırmaktır. Doğrulamaktır. Gözden geçirmektir bir şeyleri.

Şimdiki zamanı kurgulamaktır. Geleceğe ait olasılıklarla yoğurmaktır eldekileri.

Hayatı kadere bırakmamak, sürekli sorgulamak, bir şeyleri devamlı hesaba katmaktır.

Düşünmektir hatırlamak. Daha fazla düşünmektir.

İştir yani.

***

Batıda bir şeyin ileri olduğunu, mütevazi gözlemlerim ışığında söyleyebilirim: Arşivliyorlar. Sadece tozlu dosyalar gelmesin aklınıza arşiv deyince, kentin size bakan yüzlerini düşünün. Bina cephelerini, kaldırıma kazınmış çalışma kayıtlarını, restorasyonları, meydanları, yazıları muhafaza edebilme gücünü ve anma kararlılığını.

Ölülerin hayaletlerini yaşarcasına capcanlı, duygularla dopdolu tutmaları.

Bizde bu yeti topluma yayılamadı, kurumsallaşamadı uzun süre. Acıları yaşayanlar, onların yakınları, kendisine söylenenden daha fazlasını merak edip empati kurabilenler yaşattılar sadece bir şeyleri. Marjinal görülerek, haber edilmeyerek çoğunlukla.

Sosyal medya geldi sonra. Ana medyanın seçimleriyle yaşadığımız kısıt, ciddi bir kesim için sona erdi. Paylaştık, yaydık, toplaştık, dağıtıldık, bir daha buluştuk, sürekli haberleştik. #Gezi’den bu yana da gözlerimizi açıp, hafızamıza neler katacağımızı daha net seçebilir olduk.

Belleksizlik hastalığından her geçen gün biraz daha kurtuluyoruz.

***

Belleğimiz ya da hafızamız, en kolay yönetildiğimiz noktamız. Bu bellek nelerle doluysa, onlarla düşünür, duygulanır, davranırız. Çünkü odur bizim gerçeğimiz.

Biz dediğim kim mi? Hem tek tek biz, hem de bizden oluşan toplum, topluluk. Ha evet, bu belleğin ortak hali de vardır. Hiç de yabana atılmayacak şu ortak bellek. O bellek havuzu ki, her birimize yeni bilgiler ekler, bazılarını siler, kişisel gerçekliği sürekli günceller.

Bazen belleksizleştirir bile.

İktidarlarını yokuşa sürecek hiçbir hatırayı sevmeyenlerin, aynı zamanda bellek mühendisliğine soyunmaları boşa değil. Dünden nefret edenler. Dünün hesabını vermekten sonuna kadar kaçınanlar.

Dünlerden korkup, bugünleri de karartanlar.

***

Hatırlamak düşüyor bize. Devamlı hatırlatmak bir de.

Sözle, sesle, yazı ve bedenle.

Öykülerle, duygularla, dil ve ifadeyle.

Edebiyatla, anlatıyla, kitapla ya da notayla.

Bellek mühendislerine inat. O kadar ehil değiller zira.

***

Bugüne dair bir büyük dileğim, Nejat İşler’i de hatırlamamak bu karalar bağlamış ocak aylarında. Nejat’ı hatırlamamak, Nejat’la birlikte hatırlamak, anmak, unutturmamak bir şeyleri.

Bugün gücüm şu iki duyguya yetebiliyor: #KardesimsinHrant ve #DirenNejat

 

 

, , , , , , , , , ,